47

Biz kıyamet günü için yani, kıyamet gününü ceza ve mükâfat vermek için

adalet terazileri kurarız. Yani, amel dosyalarını tartan âdil teraziler koyar ve getiririz. ”Terazi" kelimesinin bazı âyetlerde tekil olarak geçmesi, muhasebeye yani hesaba çekmeye itibar edilmesinden: bazı yerlerde de ”teraziler" şeklinde çoğul olarak geçmesi de kendisine hesap sorulanlara itibar edilmesindendir.

Hiçbir kimse, en basit haklarından bile, herhangi birinde

zulme uğratılmaz. Aksine, -iyi olsun, kötü olsun- her hak sahibinin hakkı tam olarak verilir. Ameli

bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa yani, son derece az ve küçük bir şey de olsa

onu o ameli

getiririz. Hesap gören olarak Biz yeteriz. Çünkü, bilgimiz ve adaletimiz dışında kalan bir şey yoktur.

İbni Abbas'a göre ”Hesap gören" kelimesi, bilenler ve koruyanlar anlamında yorumlanmıştır. Çünkü, bir kimse bir şeyi hesap ederse onu bilir ve korur. Bu ifadede, bir sakındınna vardır. Çünkü kendisinden hiçbir şey kaçmayan güçlü bir muhasipten korkulması gerekir.

Şiblî rüyada görüldü, kendisine: ”Allah sana ne yaptı?" denildi. Manzum, olarak şöyle cevap verdi:

Bizi hesaba çektiler son derece incelediler, Sonra da affederek bağışladılar.

İmamı Gazali der ki: ”Mizan haktır. Şöyle ki; Yüce Allah amellerin sahifelerinde, Allah katındaki amellerin derecelerine göre bir tartı yaratır. Böylece kulların amellerinin miktarları kullar için bilinmiş ceza ya da sevabın katlanmasında ilâhî adalet görülmüş olur."

Rivayet edildi ki. Hazret-i Davud (aleyhisselâm) Rabbinden teraziyi kendisine göstermesini istedi. Cenabı Allah ona her kefeyi doğuyla batı arası gibi gösterdi. Bu durum karşısında Hazret-i Davud (aleyhisselâm) bayıldı. Ayıklığı zaman dedi ki: ”Allah'ım! Bunun kefesini iyiliklerle doldurmaya kimin gücü yeter?" Cenabı

Hak da: ”Ey Davud! Ben bir kulumdan razı olduğum zaman kefesini bir hurmayla doldururum," buyurdu. Hadisi şerifte de: ”İki kelime vardır ki dile pek hafiftir, mizanda çok ağır, Allah katında da çok sevgilidir: 'Subhânellâhî vebi hamdihi subhânellâhil azîm'" buyrulmuştur.

47 ﴿