68

Tartışmaktan âciz kaldıkları zaman cezaların en şiddetlisi olan ateşle yakmak için birleştiler. Birbirlerine:

'Eğer bir iş yapacaksanız, paramparça olmuş ilâhlarınızın intikamını almak istiyorsanız

onu yakın da intikamlarını almakla

ilâhlarınıza yardım edin,' dediler. Kanıt karşısında yenilmiş, çaresiz insanların işleri böyledir. Ne zaman kesin kanıtlarla şüphesi yok edilir ve kendisi de mat olursa, düşmanca tavır almaktan başka yapacağı bir şey kalmaz.

Hazret-i İbrahim (aleyhisselâm)’i yakmaları konusundaki hikâye şöyle cereyan eder: Nemrut ve kavmi İbrahim (aleyhisselâm)’i yakmak için birleşince onu bir eve hapsederler. Altmış arşın yüksekliğinde ağıla benzer çok geniş alana sahip bir duvar inşa ederler. Daha sonra orayı, odunla doldurdular. Öyle ki, hasta kişiler bile, odun satın alarak oraya konulmasını vasiyet ediyorlardı. Hasta kadınlar, Allah bana şifa verirse, İbrahim için bir çok odun toplayacağım, diyorlardı. Daha sonra, odunları yedi gün yaktılar. Ateş tutuşunca, hava öyle bir hale geldi ki, hararetin şiddetinden göğün en uzak tarafında uçan kuş yanardı.

Denir ki, ateşe yaklaşmaya güçleri yetmediğinden dolayı İbrahim’i ona nasıl atacaklarını bilmiyorlardı. Derken iblis, yaşlı bir marangoz şeklinde geldi ve onlara mancınık yaptı. Onu, bir dağ başına kurdular. Sonra İbrahim’i alarak bağlı olduğu halde mancınığın kefesine koydular. İbrahim’in ümidi, halktan tamamen kesilmişti. Sadece Allah'a yönelmiş ve kendisini O'na teslim etmişti. Öyle ki, Cibril (aleyhisselâm) İbrahim'e havada yetişti, kendisine: ”Bir dileğin var mı?" dedi. İbrahim: ”Sende bitecekse, bir dileğim yoktur," dedi. Cibril: ”Öyleyse Rabbinden iste," dedi. O da: ”Rabbimin halimi bilmesi bana yeter. İstemeye gerek yok," dedi. Böylece durumunu arzetmedi. Derken şu buyruğuyla Allah'ın yardımı İbrahim'e yetişti:

68 ﴿