74

Lût'a da hüküm ve ilim, hakiki hikmet ve Hakk'a düşman olanların arasında ona üstünlük ve fazilet

verdik.

Fakir der ki, ”hüküm"den maksat, hikmettir. Nitekim Allahü teâlâ 'nın, Hazret-i Yahya (aleyhisselâm) hakkındaki şu sözü bunu gösterir: ”Biz ona sahi iken hüküm verdik." (Meryem: 12) ”Burada hükümden maksat Allahü teâlâ 'dan ona verilen bir anlayıştır. Hazret-i Davud (aleyhisselâm) hakkındaki: ”Allah ona mülk ve hikmet verdi ve dilediği şeyden ona öğretti. ” (Bakara: 251) âyetinden ise, mülk, hikmet ve ilim arasında fark olduğu anlaşılmaktadır. Böylece âyetteki ”ve ilmen" sözünün anlamı, din işleriyle ve hukuk kurallarıyla ilgili olan, yararlı ilim, demek olur.

Kendisini, çirkin işler yapan kentten de kurtardık. ”Çirkin işle r"ûen maksat, çirkinlik ve kötülük bakımından iğrenç olan şeydir. Burada bundan maksat, homoseksüelliktir. ”Kentten" maksat da, üstü, altına getirilen Mü'tefike'deki yedi şehrin en büyüğü Sedum'dur.

Gerçekten onlar, yoldan çıkan kötü, küfür ve isyana derinlemesine dalmış ve bunlarda çok ileri gitmiş

bir kavimdi.

er-Râgıb der ki: ”Sû"': İnsanı üzen din ve dünya ile ilgili bütün işler, nefis ve bedenle ilgili bütün haller demektir. Meselâ malının yok olması, dostunu kaybetmesi gibi. Kötü ve çirkin olan her şeye de ”sû"' denir. Karşıtı güzellik anlamındaki ”hüsn" dür.

74 ﴿