81Süleyman'ın emrine de onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru şiddetle esen ve kendisiyle pek kısa bir müddet içinde uzun mesafeler katedilen bir rüzgâr verdik. Gerek rüzgâr ve gerek daha başka şey olsun Hazret-i Süleyman'ın emrine verilen şeyler, ona tam anlamıyla boyun eğmek, emir ve yasaklarını yerine getirmek yoluyladır. Dağların ve kuşların Hazret-i Davud'un emrine verilmesi ise, bu yolla değil, aksine ona uymak yoluyladır. Hazret-i Süleyman'a verilen bu rüzgâr, aslında yumuşak, hoş esen bir rüzgâr idi. Sözkonusu rüzgârın bir taraftan yumuşak ve hoş oluşu, diğer taraftan yaptığı iş itibariyle şiddetli oluşu, aynı zamanda Hazret-i Süleymanm emriyle hareket ederek onun istediği yere esip gitmesi mucize üstüne mucizedir. Ayette sözü edilen bereketli yer, Şam'dır. Hazret-i Süleyman'ı sabahleyin Şam'dan yeryüzünün bir tarafına alır götürürdü. Her iki yerin arası, bir aylık yol olan bu mesafeyi, öğle vaktine kadar alırdı. Sonra da öğle vakti, zevalden sonra onu alır, güneşin battığı zaman Şam'a getirmiş olurdu. Nitekim Allah şöyle buyurur: ”Sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü de, bir aylık yol idi." (Sebe': 12) Biz her şeyi biliriz. Dolayısıyla her şeyi ilim ve hikmetimizin gerektirdiği şekilde yaparız. |
﴾ 81 ﴿