87Zünnûn'u da yani nûn'un (=balığın) sahibini de an. Balığın sahibinden maksat Mettâ oğlu Yunus'tur. Hani tabiatlarının sertliğinden ve küfü derindeki ısrarlarından dolayı kavmi Ninovâ ehline kızarak kendine ilâhi bir emir gelmeksizin onlardan ayrılmış çekip gitmişti de Bizini kendisini bu hareketinden dolayı hiç sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Âyette her ne kadar günahkâr ve azabı haketmiş olsalar da, Allahü teâlâ 'nın kullarına olan lütuf ve kereminin sonsuzluğundan dolayı, onlar için, peygamberlerini kınayabileceğine ve onların, ümmetlerine Allah'ın azabının inmesini arzu etmelerine razı olmayacağına, aksine peygamberlerinin onlardan azabın uzaklaştırılması konusunda, onlar için af dilemelerinden razı olacağına işaret vardır. Nitekim yüce Rabbimiz Peygamberimize şöyle buyurmuştur: ”...Onları affet ve onlar için Allah'tan mağfiret dile..." (Al-i imran: 159) Yine kâfirler hakkında da: ”Senin elinde hu işten bir şey yoktur. Allah ya onların tevbesini kabul buyuracak, yahut onlara azab edecektir. Çünkü onlar zalimlerdir." (Âl-i imran: 128) buyurmuştur. Rivayet edilir ki. Yunus (aleyhisselâm) kavmine kızmış olarak çıktıktan sonra, Rum denizine geldi. Orada bir topluluğun gemilerini hazırlamakta olduğunu gördü. Onlarla beraber o da bindi. Gemi, deniz ortasına varınca durdu, hiçbir şekilde yürümedi. Bunun üzerine gemiciler dediler ki: ”İçimizde ya âsi bir adam, ya da efendisinden kaçmış bir köle var. Çünkü gemi, kendisinde bir âsi ya da kaçak olmasaydı böyle yapmazdı. Âdetlerimize göre böyle bir sıkıntıyla karşılaştığımız zaman kur'aya başvururuz. Kur'â, kime çıkarsa onu denize atarız." Üç defa kur'â çektiler, her üçünde de kur'a Hazret-i Yunus'a çıktı. Bunun üzerine Hazret-i Yunus: ”Âsi adam ve kaçak köle benim" dedi. Onlar da onu denize atı verdiler ve hemen bir balık gelerek onu yuttu. Allahü teâlâ, balığa onu incitmemesini, bir kılına bile dokunmamasını vahyetti ve ”çünkü Ben, senin kamını ona sadece zindan kıldım, onu sana yiyecek yapmadım" buyurdu. Sonunda kur'a ve balığın kendisini yutması gibi olaylar olduktan sonra karanlıklar içinde: Yoğun karanlık içinde ya da balığın karnının, denizin ve gecenin karanlıkları içinde: 'Şüphesiz senden başka hiçbir ilâh yoktur. Bu karanlıklardan beni koruyacak, felâketler ve fitnelerinden beni selâmete çıkaracak ve böyle bir yerde kendisini anmayı bana ilham edecek senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Herhangi bir şeyin seni âciz bırakmasından ve başıma gelen bu imtihanın benim yönümden sebepsiz olmasından seni, tenzih ederim. Yunus (aleyhisselâm) böylece kendisinin hatalı ve başına gelen bu belâyı haketmiş olduğunu itiraf ederek, edep ve terbiyeyi gözeterek kendisine zulmetmekten Rabbini tenzih etmiş ve terkedip gitmek için acele ettiğimden dolayı: Ben, gerçekten nefislerini tehlikeye bırakmakla kendilerine zulmeden zâlimlerden oldum' diye yalvardı. Duâ etmişti. Yüce Allah, onu balığın karnının yalnızlık ve sıkıntısından şu sözüyle kurtardı: |
﴾ 87 ﴿