88

Biz de hatasını itiraf eden

duasını kabul ederek Hadis-i şerifte: ”Kederli ve üzüntülü bir kimse, bu duâ ile duâ ederse, duası kabul buyrulur."

Hasan-ı Basrî de der ki: ”Yemin ederim ki, onu ancak haksızlığını açıklayan itirafı kurtarmıştır."

Müstedrek'de rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: ”Kendisiyle duâ edildiği zaman, Allah'ın kabul ettiği; yine kendisiyye istendiği zaman, Allah'ın verdiği Allah'ın ism-i âzami (en büyük ismi): 'Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim,. Gerçekten ben, zalimlerden oldum,' duâsıdır."

Kendisini sıkıntıdan yani, dört saat, ya da üç gün sonra, balığın kendisini sahile atmasıyla, ona lokma olmaktan ve denizin sıkıntısından

kurtardık.

Bazıları da: ”Balığın başının su üzerinde, ağzının da açık olduğunu söylerler.

Ebû Hureyre (radıyallahü anh) der ki: ”Yüce Allah, balığa, onu yutmasını ancak etine dokunmamasını, kemiğini kırmamasını vahyetti. Balık da onu yuttu. Sonra da denizdeki yuvasına indi. Denizin dibine varınca Yunus (aleyhisselâm), deniz canlılarının tesbihini duydu. O da, balığın karnında tesbihe başladı. Melekler onun tesbihini işittiler ve: 'Ey Rabbimiz garip bir yerde zayıf bir ses duyuyoruz,' dediler. Cenab-ı Allah da: 'O kulum Yunus'tur. Bana isyan etti. Ben de onu balığın karnında hapsettim' buyurdu. Bunun üzerine melekler, şefaatte bulundular. Allah da balığa emretti, balık da onu sahile attı."

İşte Biz, onu kurtardığımız gibi

inananları sıkıntılarından, ihlâsla duâ ettikleri zaman

böyle kurtarırız.

Ca'fer bin Muhammed şöyle der: ”Dört şeyle imtihan edilenin dört şeyden gaflet ettiğine hayret ederim:

Gam ve kederle karşılaşan kimsenin 'La ilahe illâ ente sühhaneke innî küntü minezzâlimm (Enbiya: 87) demeyişine hayret ederim. Çünkü Allahü teâlâ : 'Biz de onun duasını kabul ederek kendisini sıkıntıdan kurtardık.' buyuruyor.

Kötülükten korkan kimsenin de: '...Hasbiyellahü ve ni'mel vekil' (Âl-i İmran: 173) dememesine hayret ederim. Çünkü Yüce Allah: 'Sonra da kendilerine hiçbir kötülük dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ile döndüler' (Âl-i İmran: 174) buyurur.

Yine insanların tuzaklarından korkan kimsenin: 'Ben işimi Allah'a ısmarlıyorum muhakkak ki, Allah kullarının bütün yaptıklarını görendir. (Mü'min: 44) dememesinden hayret ediyorum. Çünkü Allahü teâlâ : 'Allah onların kurdukları hilelerin kötülüklerinden onu korudu.' (Mü'min: 45) buyurur.

Cenneti arzu eden kişinin: 'Mâşâaliâhü la kuvvete illâ bili âli (Kehf: 39) dememesine hayret ediyorum. Çünkü Allahü teâlâ : 'Olur ki, Rabbim bana, senin bağından daha hayırlısını verir' (Kehf: 40) buyuruyor."

Katâde der ki: ”Bir kişinin şöyle duâ ettiği bize nakledildi: 'Allah'ım âhirette beni kendisiyle cezalandıracağın şeyle dünyada cezalandır' derken adam şiddetli bir hastalığa yakalandı. Öyle ki, bir deri bir kemik kaldı. Kendisine: 'Allah'a sıhhat ve afiyetin için duâ etseydin: ”Allahümme rabbena âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhireti haseneten ve kına azâben nâr: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver ve bizi cehennemin azabından koru." (Bakara: 201) diye duâ etseydin, olmaz mıydı?' dediler. O da, hemen bu duâ ile duâ etti. Sağlığına kavuştu."

Halid bin Velid hazretleri de Peygamber Efendimize dedi ki: ”Ya Rasûl eli ah! Beni rüyamda korkutuyorlar." Peygamber Efendimiz de ona: ”Eñzü bi kelimâtillâhi't-tâmmâti min gadabihî ve ikâbihî ve şerri ibâdihî ve min hemezâtişşeyâtîni ve en yahdurûnî: Allah'ın gazabından, azabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve bana gelmelerinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım de." buyurdu.

88 ﴿