91Irzını korumuş olan kadını da an. Yani, ırzını, gerek helâl ve gerek haram olsun, tamamen korumuş olan Meryem’in kıssasını da hatırla. Burada ırzını koruyan kadından maksat İmran kızı Meryem'dir. Ona ruhumuzdan, yani emrimizden olan ruhtan üflemiş, İsa'ya, onun karnında, hayat vermiştik. Süheylî der ki: ”Liflemek, Kuddûs olan Allah'ın emriyle Ruhu'l-kudüs'tendir. Dolayısıyla Kuds, Allah'ın Kuddûs sıfatına izafe edilmiştir. Böylece Kuddûs'ü de ve mukaddeseyi yâni Hazret-i Meryem’i de yalancı zandan tenzih etmiştir." Onu ve oğlunu yani, her ikisinin halini âlemler için hem kendi zamanlarının, hem de kendilerinden sonraki zamanın halkına, büyük bir ibret sonsuz kudretine bir işaret kılmıştık. Çünkü bir kimse, hiçbir erkekle temasta bulunmamış bakire bir kızdan bir çocuk dünyaya geldiğini düşünürse Allahü teâlâ 'nın sonsuz kudretini anlamış olur. İsa (aleyhisselâm)'nın hayret veren kıssalarından biri de şöyledir: Annesi kendisini bir boyacıya götürdü ve: ”Bu çocuğu al, ve ona sanatından bir şeyler öğret," dedi. O da aldı ve kendisine: ”Adın nedir? Ey çocuk!" dedi. O da: ”Meryem oğlu İsa'dır," dedi. Boyacı: ”Ey İsa! Şu testiyi al ve şu fıçılarla beraber nehirden doldur," dedi. İsa, dediğini yaptı. Boyacı, ona elbiseler verdi ve bu elbiseleri renklerine göre ayırarak bunlardan her bir rengi bir fıçıya koymasını söyledi. Sonra boyacı ayrı İdi ve evine gitti. İsa da elbiselerin hepsini alarak bir fıçıya koydu, üzerine de boyaların hepsini birden döktü ve annesine gitti. Sabahleyin işine döndü. Boyacı da geldi, bir de gördü ki, elbiselerin ve boyaların hepsi bir fıçıda. Durumu böyle görünce öfkelenerek: ”Beni de, insanların elbiselerini de mahvettin," dedi. İsa ona: ”Dinin nedir" dedi. O da Yahudilik olduğunu söyledi. İsâ ona: '"Allah'tan başka bir ilâh yoktur ve İsâ Allah'ın ruhudur" de, sonra da elini bu fıçıya sok ve her elbiseyi sahibinin istediği renkte çıkar" dedi. Allahü teâlâ da boyacıya hidayet nasip etti. Boyacı, onun dediği gibi yaptı. Böylece iş, İsa'nın dediği gibi oldu. |
﴾ 91 ﴿