18Ey bilgi sahibi olması gereken kişi! Görmedin, bilmedin mi ki, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar, yani Allah'ın programlaması ve dilemesiyle melekler, isteyerek ve istemeyerek cinler ve insanlar, kulların yararı için doğup batmak suretiyle güneş, ay, yıldızlar, kaynak suları akıtarak ve madenler vererek dağlar, gölge vererek ve meyve taşıyarak ağaçlar, hayret verici düzen ve hareketleriyle hayvanlar ve tâat ve ibadet secdesiyle insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; her şey Allahü teâlâ 'ya, yaratması ve rızık vermesinden dolayı boyun eğiyor. Bu alanda insanlar arasında iyi-kötü, mü'min-kâfir gibi bir ayırım yoktur. "Secde"; ya insanların yaptığı gibi isteyerek yapılan secde, ya da insanların, hayavanların ve bitkilerin zorunlu boyun eğmeleri anlamındaki secdedir. Boyun eğme, bütünüyle emre amade olmayı ve kontrol altında bulunmayı ifade ettiği için, secdeye benzetilmiştir. Çünkü kâfir insanların anlayışında, azgın cin ve şeytanlarda, itaat ve ibadet secdesi yoktur. Bu secde, sırf Allah için alnı yere koymaktan ibarettir. İrfan sahibi kimseler, isteyerek ibadet secdesiyle secde ederlerken, cansız varlıklarla hayvanlar, ihtiyaçtan dolayı boyun eğerek secde ederler. Ayette, ”insanların birçoğu" şeklinde sözü edilen mü'minler, kâfirlere oranla azdırlar. Bu sebeple âyetin devamında Allahü teâlâ şöyle buyurmuştur: İnsanladan birçoğunun üzerine de inkârları yüzünden ve itaatten uzaklaşmaları dolayısıyla azap hak olmuştur. Allah, kimi ezelde bedbahtlığına hükmetmiş olduğu kimseyi hor ve hakir kılarsa, artık ona ikramda bulunacak, sonsuza kadar mutluluk ikram edecek kimse bulunmaz. Şüphesiz Allah, ikram etmede ve hor görmede dilediğini yapar. İmam Nîsâburî şöyle demiştir: ”Allah, kulluklarına muhtaç olmadığını kâfirlere göstermek için, kâfirleri mü'minlerden fazla kılmıştır. Çünkü az olan şey, değerli olur. Altının değerinden dolayı üstünlüğünün tescil edildiğini görmüyor musunuz?" |
﴾ 18 ﴿