28Ta ki kendilerine ait dinî ve dünyevî yararlan yakînen gelip görsünler, yararlar anlamındaki ”menâfi" kelimesinin belirsiz olarak zikredilmesi, diğer ibadetlerde bulunmayıp sadece hac ibadetine mahsus birtakım faydaların ön palana çıkarılmasından kaynaklanmaktadır. Ve Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanların üzerine belli günlerde Kurban Bayramı günlerinde kurbanlıklar hazırlanıp kesilirken Allah'ın adını ansınlar. Besmele çeksinler. ”Bekime," dört ayaklı olan deve, inek, koyun ve keçi demektir. Çünkü gerek hacda kesilen şükür kurbanı ve gerekse diğer kurbanlıklar, bunlar dışındaki hayvanlardan olmaz. Ragıp İsfahanî, ”Bekime, konuşma kabiliyeti olmayan hayvandır; çünkü sözünde belirsizlik vardır" demiştir. ”En'âm ise çoğul olup deve, inek ve koyun cinsi için kullanılan bir isimdir." Onlardan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin. Âyet-i kerimede üçüncü şahıstan (görsünler ve ansınlar gibi), ikinci şahsa (yeyin ve yedirin) geçiş vardır. ”Kurbanlar üzerine Allah'ın adım anın ve etlerinden yeyin" demektir. Buradaki emir, mubah olma durumunu göstermek içindir; yani ”yiyebilirsiniz" demektir. Oysa, cahiliye dönemi mensupları kurban etlerinden yemiyorlardı. Allah bunun caiz olduğunu bildirdi. Artık isteyen kendisi yer, isteyen başkasına ikram eder. Âyette, bu etlerin yenmesinin caiz olduğunu bilmeğe ve zenginlerin, fakirleri yedikleri ve içtikleri şeylere ortak etmelerinin gerektiğine işaret vardır. Onlar, fakirlere yediklerinden yedirsinler ve hoşlanmadıkları şeyleri Allah için vermeye kalkışmasınlar. |
﴾ 28 ﴿