36

Biz, büyük baş hayvanları... Buradaki büyük baş hayvanlar anlamındaki ”hüdün"; kurban edilmesi caiz olan deve ve inek gibi büyük baş hayvanlar anlamındaki bedene kelimesinin çoğuludur. Bu hayvanlar, vücutlarının büyüklüğünden dolayı bu adı almışlardır

da sizin için Allah'ın geçerli kıldığı dininin

işaretlerinden kıldık. Onlarda, yani büyük baş hayvanlarda

sizin için dünyada büyük bir

hayır, âhirette de büyük bir mükâfat

vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerinde dururken... Bu âyet, develerin ayakları üzerinde dururken kesildiğini göstermektedir.

Boğazlama anında: ”Bismillah! Allahu Ekber, Lâ ilahe illallahu ve'llâhu Ekber, Allahümme minke ve ileyke", yani Allah'ın adıyla, Allah büyüktür. Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah büyüktür. Allah'ım! Bu sendendir ve yine sanadır. Yani senden olan bir ikramdır ve onunla yine sana yaklaşmaya çalışıyoruz, diyerek,

üzerlerine Allah'ın adını anın. Yan üstü yere düştüklerinde ise... Bu ifade, ölümden kinayedir.

Artık onlardan etlerinden

hem kendiniz yeyin. Tabiî eğer hac ve umredeki ihram yasaklarından dolayı, ceza ve kefaret ve adak kurbanı değilse...

hem de ihtiyaç sahibine, yanında bulunan ve kendisine verilenle yetinen kimseye

ve yoksula, dilenmeyen fakire

yedirin. İşte böylece bu hayvanları Biz, size nimet vermemizden dolayı ihlâsla

şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. Emrinize amade kıldık. Bu sebeple, büyüklüklerine ve oldukça güçlü olmalarına rağmen, size karşı gelmezler. Şüphesiz Allah, onları buyruk altına almasaydı, bazı vahşi hayvanlardan daha âciz olmazlardı.

36 ﴿