46Mekke'li inkarcılar, helak edilenlerin yurtlarını görmek için hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Dolaşmayıp gaflet içinde mi bulundular? Eğer dolaşsalardı ders alınacak kalıntıları görecekleri için elbette düşünecek ve tevhid inancından anlaşılması gerekeni anlayacak kalpleri ve helak edilerek ateş çemberi içine alınan ümmetlerin duyulması gereken haberlerini duyacak kulakları olurdu. İnkarcılar, söz konusu yerlere gitmiş olsalar bile, ders almak için gitmediklerinden dolayı, gerçek anlamda gitmiş sayılmazlar. Hatta bu anlamdaki bir seyahate teşvik bile edilmişlerdir. Buradaki ”dolaşmadılar mı?" sorusu, ”dolaşmadılar" anlamında olup olumsuzluğu ifade etmektedir. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin sineledeki kalbler körelir. Yani bozukluk, duyu organlarında değil; isteklere boyun eğmek ve sürekli gaflet içinde bulunmaktan dolayı idraklerindedir. Sehl şöyle demiştir: ”Kalp gözünün az nuru, arzu ve şehvete galip gelir. Kalb köreldiği zaman şehvet galebe çalar ve gafletin ardı kesilmez. O takdirde vücut, hiçbir şekilde Hakka boyun eğmeksizin günahlara dalar. Bu sebepledir ki akıllı insan, Allahu teâlâ'yı çok zikretmek süreliyle içini temizlemek ve perdeyi kaldırmak için çaba sarfetmelidir." Malik b. Enes (radıyallahü anh), ”Meryem oğlu İsa'nın şöyle dediği bana ulaştı" demiştir: ”Allah'ı zikretmenin dışında fazla söz söylemeyin. Aksi halde kalbleriniz katılaşır. Katı kalb de Allah'tan uzaktır fakat siz bunu bilemezsiniz." Malik b. Dinar da: ”Kim insanların sözünden dolayı Allah'ın sözüne alışamazsa, anlayışı azalır, kalbi körelir ve ömrü zayi olur" demiştir. Öle yandan, Ebû Abdullah el-Antakî şunu dile getirmiştir: ”Kalbin beş ilâcı vardır: 1. İyi kişilerle oturup kalkmak, 2. Kur'an okumak, 3. Mideyi boş tutmak, 4. Geceyi ibadetle geçirmek, 5. Seher vakti yalvarıp yakarmaktır." |
﴾ 46 ﴿