52

Ey Rasülüm Muhammed!

Biz senden önce hiçbir rasûl ve Nebi göndermedik ki... Bu ifade, rasûl ile nebî'nin farklı şeyler olduğunu göstermektedir. ”Rasûl"; insanlara ilâhî mesajları tebliğ etmek üzere Allahu teâlâ tarafından görevlendirilen ve kendisine kitap inen peygamberdir. ”Nebi" ise, daha geneldir. Kendisine tebliğ görevi verilene de verilmeyene de şâmildir. Rasûle destek olan ve onun dinini yaymaya çalışan ve bu amaç için görevlendirilen kimsedir. Rasûlüllah'ın şu hadisi bunu teyid eder: Hazret-i Peygambere Nebilerin sayısı sorulunca, ”yüz yirmi dört bindir" buyurmuş; ”Onlardan kaçı rasûl dür?" diye sorulunca da, ”üç yüz on üç, pek çok"m diye cevap vermiştir.

Kuhistanî de şöyle demiştir: ”Nebiden farklı olarak rasûl, ilâhî hükümleri tebliğ etmek üzere görevlendirilen melek ya da insandır. Nebi ise sadece insandır."

O okuduğu zaman,

şeytan onun okumasına ille de (küfür sözleri) katmaya kalkışmasın. ”Kamus" isimli lügat kitabında ”okumak" diye tercüme ettiğimiz temenna kelimesiyle ilgili olarak şöyle denilmektedir: ” Temerme'l kitabe: kitabı okudu, demektir."

Ragıb İsfahanı ise, ”Temenni; kalbte bir şeyi oluşturmak ve şekillendirmek, ümmiyye de, temenni edilen şeyin kalbte oluşan şeklidir" demiştir.

Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi, küfür sözlerini

iptal eder, yok eder.

Sonra Allah, peygamberlerine vahyettiği

âyetlerini sağlam olarak yerleştirir. Allah, vahyettiğini ve şeytanın katmaya çalıştığını

çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. O, imanla sebat edeni iman etmeyenden ayırmak için dilediğini yapar.

52 ﴿