26Kötü kadınlar, zina eden kadınlar kötü erkeklere, yani zina eden erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz iffetli kadınlar teiniz, iffetli erkeklere ve aynı şekilde temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bunların birbirleriyle evlenmeleri uygun düşer. Çünkü ortak noktalarının bulunuşu, bu evliliğe iten önemli sebeplerdir. Öle yandan Allah'ın Rasûlü, iyilerin en iyisi, evvelkilerin ve sonrakilerin en hayırlısı olunca, bundan, Hazret-i Âişe'nin iyi hanımların en iyisi olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunlar yani üstün niteliklerle nitelenenler, yani Ehl-i Beyt, onların, kıyamet gününe kadar her çağ ve her dönemde haklarında iftira uyduran kırın söylediklerinden, onların bütün yalanlarından çok uzaktırlar. Kendileri için günahtan dolayı insanın uzak kalamıyacağı büyük bir bağış ve pek çok rızık vardır. Yani cennette onlar için sayılamayacak kadar nzıklar vardır. Bunun ”güzel rızık" olarak yorumlanması gerektiğini söyleyenler de vardır. Bilindiğine göre Hasan b. Ziyad, Taberistan halkından olup büyük zatlardan biriydi. Yün elbise giyer ve iyiliği emrederdi. Ashabın çocuklarına dağıtılmak üzere her yıl Bağdat'a yirmi bin dinar gönderirdi. Bir gün Alevî gruplarından birine mensup bir adam yanına gelerek Hazret-i Âişe hakkında çirkin bir ifadede bulunmuş, bunun üzerine Hasan b. Ziyad oğluna hitaben: ”Oğlum! Şu adamın boynunu vur" demiştir. Bu durumu haber alan Alevîler akın ederek Hasan b. Ziya'da: ”Bu adam bizim grubumuzdandır" dediler. Hasan: ”Allah'a sığınırım! Bu adam Allah'ın Rasûlü'ne hakarette bulundu. Eğer Hazret-i Âişe kötü idiyse kocası da kötü demektir. Oysa Allah Rasûlü bu sıfattan uzaktır. Aksine o, iyi ve tertemizdi. Hazret-i Âişe'nin, iyilik ve temizliği ise vahiyle belirtilmiştir. Oğlum! Vur şu kâfirin boynunu!" Bunun üzerine oğlu o adamın boynunu vurmuştur. Mesruk, Hazret-i Âişe'den rivayette bulunduğu zaman, ”Rasûlüllah'ın sevgilisi ve Sıddîk’in gökten suçsuzluğu bildirilen kızı Sıddika bana şu hadisi nakletti" diye söze başlarmış. İbn Abbas, Hazret-i Âişe'yi ölüm döşeğindeyken ziyarete gitmiş ve onu Hakkın rahmetine kavuşmaktan endişelenerek ürperir bir halde bulmuş ve bunun üzerine Hazret-i Âişe'ye hitaben: ”Korkma, şüphesiz sen bağışlanarak güzel bir rızka kavuşacaksın" demesine karşılık Hazret-i Âişe sevincinden dolayı kendinden geçmişti. Nitekim o, şöyle diyordu: ”Hiçbir kadına verilmeyen bazı hasletler bana verilmiştir: Cebrail, benim kılığıma bürünerek Rasülüllah'a benimle evlenmesini emretmiştir. Rasûlüllah beni bakire olarak aldı. Benden başka bakire bir hanımla evlenmedi. Sonra o, başı kucağımda iken vefat etti ve evimin bulunduğu yerde defnedildi. Vahiy geldiği zaman yanındakiler dağılıyor, ama ben onunla birlikte aynı yatakta iken kendisine vahiy geliyordu. Suçsuzluğum da vahiyle bildirildi. İyinin yanında iyi olarak yaratıldım ve bana, bağışlanma ve güzel rızık vadedildi. |
﴾ 26 ﴿