42Göklerin ve yerin mülkü başkasına ait değil, sadece Allah'ındır. Çünkü Allah, bu yerlerin ve orada bulunan varlıkların yaratıcısı, var etme ve yok etme açısından hepsinde tasarruf sahibidir. Dönüş de sadece O'nadır. Yani, ölmek ve sonra dirilmek suretiyle herkesin dönüşü O'nadır. Bazı kimseler, söz konusu tesbihin sadece dille ifade edilen tesbih olduğunu ileri sürmüşlerdir. Çünkü, insan dışındaki diğer varlıkların da kendilerine göre gerçek bir tesbihleri vardır ki, onu Allah'tan başkası bilmez. Nitekim Yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmuştur: ”...Onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız..." (İsrâ: 44) Rivayete göre Ebû Sabit şöyle demiştir: ”Ebû Ca'fer el-Bâkır'ın yanında oturuyordum. Bana: 'Bu serçelerin, güneş doğarken ve doğduktan sonra ne söylediğini biliyor musun?" diye sordu. Ona: 'Hayır, bilmiyorum' dedim. Bana: 'Onlar, Rablerini tesbih ediyor ve bugünkü azıklarını istiyorlar' dedi." Bazı âlimler de, canlı ve cansız varlıkların tesbihini, lisan-ı hal ile yapılan tesbih olarak yorumlamışlardır. Çünkü her şey varlığı ile varoluşu zorunlu olan, kemal sıfatlarla nitelenen ve durumuna yakışmayan noksanlıklardan münezzeh olan bir yaratıcının varlığına delil teşkil etmektedir." Öte yandan, ”Te'vîlât" isimli tefsirde şöyle denir: ”Bil ki, tesbih üç çeşittir: İnsanların tesbihi diğer canlıların tesbihi ve cansız varlıkların tesbihi. İnsanların tesbihi, söz ve muamelelerle, diğer canlıların tesbihi ise, ihtiyaçlarını dile getirmeleri ve onları meydana getiren varlığa işaret eden şekilleriyle ve cansız varlıkların tesbihi de, bizzat var edilmiş olmalarıdır." Şu halde tesbih, bütün varlıklar için söz konusudur. Çünkü onlar, Allah'ın varlığının bir delilidir. |
﴾ 42 ﴿