54

De ki: Rahmet ve kabul edilmesini umarak farz ve sünnetlerde

'Allah'a itaat edin; Peygamber'e itaat edin.' Eğer bu itaatten

yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber’in sorumluluğu kendisine yükletilen, sorumlu olduğu peygamberliği tebliğ etmesi,

sizin sorumluluğunuz da size yükletilendir, yani daveti kabullenip itaat etmenizdir.

Eğer ona, emrettiği gibi

itaat ederseniz, o her iyiliğe ulaştıran ve kötülükten kurtaran

doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e, Hazret-i Muhammed'e

düşen, sadece, açıklamaya ihtiyaç duyulan şeyleri

açık bir şekilde duyurmaktır. Şüphesiz Hazret-i Peygamber bu duyuruyu yapmış, yerine getirirseniz lehinize, yüz çevirirseniz aleyhinizedir.

İfade edildiğine göre üç âyet, bu âyetlerde iki husus bir arada bulunacak şekilde inmiş, dolayısıyla bunlardan biri terkcdilirse diğeri kabul edilmez:

a) Allahu teâlâ, ”Namaz kılın ve zekât verin..." (Bakara: 43) buyurmuştur. Buna göre bir kimse namaz kılar, fakat zekât vermezse, namazı kabul edilmez.

b) Allahu teâlâ şöyle buyurur: ”Allah'a itaat edin; Peygamber'e itaat edin." (Nûr: 54) Bu sebeple Allah'a itaat edenin, Peygamber'e itaat etmediği sürece, Allah'a itaati geçersizdir.

c) Yine Allahü teâlâ: ”...Bana, anne ve bahana şükret..." (Lokman: 14) buyurmuştur. Âyete göre, nimetlerden dolayı Allah'a şükredip anne ve babasına şükretmeyen kimsenin bu şükrü kabul edilmez.

Şu halde. Hazret-i Peygamber'e itaat etmek, kabul kapısının anahtarıdır. Nitekim Ashab-ı. Kehf in köpeği, Allah'a itaat hususunda kendilerine tâbi olunca, mutlu olarak onlarla birlikte kurtulmuştur. Bu olay, itaatin şerefine ait bir örnek oluşturur. İtaat edenlere tâbi olanın durumu böyle olursa, bizzat itaat edenlerin durumu nasıl olur?

54 ﴿