45

Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Buradaki hitap Rasûlüllah (sallalahü aleyhi ve sellem)'adır. Görmek, gözle olan görmedir. Yani Allah'ın varettiği eşsiz şeylere bakmadın mı? demektir.

"Zili", güneş gibi bizzat doğrudan, ya da ay gibi dolaylı olarak ışık veren bir cisimden kaynaklanan gölgedir. ”Zili", yine gölge anlamındaki ”fey" den daha geneldir. Nitekim, ”Gecenin gölgesi ve Cennetin gölgesi" denirken ”zül" kelimesi kullanılır. Aynı zamanda güneş ışınlarının ulaşmadığı her yer için de gölge denmiştir. ”Fey" ise, güneşin tam tepe noktasından batıya meyletmesiyle ortaya çıkan gölgeye verilen addır. Yani güneş, doğuşundan itibaren tepe noktasına gelinceye kadar gölgeyi azar azar yok eder. Fakat bu andan itibaren gölge artmaya başlar ve güneşin batışına kadar uzar gider.

Buna göre âyetin anlamı şöyle olmaktadır: ”Allah, güneşin doğuşundan itibaren gölgeyi -hangi şeyin gölgesi olursa olsun; ister dağın, ister binanın ve isterse ağacın gölgesi olsun- nasıl var edip uzatmıştır?" Âyet, Allahü teâlâ'nın sonsuz kudretini ve hikmetini açıklamaktadır.

Eğer bu gölgenin hareketsiz olmasını

dileseydi onu elbet hareketsiz sabit

kılardı. Bu bölümde, gölgenin hareket etmesinin ve hareketsiz kalışının asıl sebebinin normal sebepler değil, aksine ilâhî dilek ve kudret olduğu vurgu lanmaktad ır.

Sonra Biz, güneşi ona delil kıldık. Yani Biz güneşi, aralarında herhangi bir sebep ve etki olmaksızın, onun hareketiyle gölgenin durumlarına delil gösterilebilecek bir işaret kıldık.

45 ﴿