62

İbret almak isteyen. Allah'ın nimetlerini hatırlayan ve mahlukatı düşünen, böylece her varlığın eşsiz bir yaratıcısının ve esirgeyen bir varediçinin olması gerektiğini bilen

veya lütfettiği nimetlerden dolayı Allah'a itaat etmek suretiyle O'na

şükretmek isteyen kimseler için üstün hikmeti sayesinde

gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O'dur. İnsanlar, yılların sayı ve hesabını bilmeleri için gece ile gündüz birbirini izler durur; gece gelir gündüz gider, gündüz gelir gece gider.

Bu âyette, Allahü teâlâ'nın nimetleri hatırlatılmakta ve O'nun üstün hikmet ve kudreti vurgulanmaktadır.

Şükür üç çeşittir: Nimeti düşünmekten ibaret olan kalbin şükrü, nimeti övmek ve sena etmekten ibaret dilin şükrü ve gereği kadar nimetin karşılığını vermekten ibaret olan diğer organların şükrüdür.

Bil ki âyet-i kerime, virdin (alışkanlık haline getirilen zikrin) zamanında yapılamaması halinde kaza edildiğine işaret etmiştir. Bu zikrin kazası, vacip değil müstehaptır. Virde devam etmek, vuslata vesiledir. Nehrin ancak devam eden yağmurlar ve dağlardaki karlar vasıtasıyla denize ulaştığını görmez misin? Yardım kesilirse maksat hasıl olmaz. Bu sebeple ibadetle meşgul olan İnsanlar, gece gündüz kendilerini zikre vermişler, gece yapamadıkları virdi gündüz ve gündüz yapamadıklarını da gece telâfi etmişlerdir. O halde sen de sabah akşam virde devam etmelisin. Çünkü bu, geçmişteki sâlih kulların âdetiydi. Buna göre virdden habersiz, gaflet içinde olmaktan sakın. Gaflet ise, şeytanın aldattığı günahkâr insanların âdetidir.

Anlatıldığına göre İblis, Yahya b. Zekeriya (aleyhisselâm)'ya gözükmüş. Yahya (aleyhisselâm), İblis'in üzerinde çeşitli madalyalar görünce ona şu soruyu yöneltmiştir: ”Üzerinde gördüğüm bu madalyalar neyin nesi?" İblis: ”Bunlar, insanoğlunun tutkun olduğu boş arzulardır." Yahya: ”Onların içinde bana ait bir şey var mı?" İblis: ”Sen doymuşsun ve bu yüzden sana namaz ve zikri ağır gösterdim." Yahya: ”Bundan başka var mı?" İblis: ”Yemin olun ki hayır." Yahya: ”Midemi, yemekle asla doldurmamam gerekir." İblis: ”Allah'a borcum olsun, ben bir Müslümana bir daha öğüt verirsem," demiştir. Bu hikâye Akâmi'l-Mercân isimli eserde anlatılmıştır.

Hayatını ibadetle geçiren bir kul ölmek üzere iken şöyle demiştir: ”Benim üzüntüm, keder, hata ve günah diyarından ayrıldığımdan dolayı değildir. Benim üzüntüm uyuduğum gece, oruçsuz geçirdiğim gün ve Allah'ı zikretmekten habersiz kaldığım saatleredir."

Allahü teâlâ'dan bizleri uyanık, hazır ve her müşahadede Allah'ın cemalini seyretme derecesine ulaşan kimselerden kılmasını diliyoruz.

62 ﴿