64

Onlar, gecelerini kendi zevkleri için değil

Rablerine secde ederek ve kıyanı durarak geçirirler. Âyet-i Kerime’de âyet sonlarının uyumu için secde, kıyamda durmaktan önce zikredilmiştir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: ”Kulun, Rabbine en yakın olduğu an secde halidir."

Âyetin anlamı şöyledir: ”Onlar secde ederler ve kıyamda dururlar, yani bütünüyle geceyi veya bir kısmını namazla ihya ederler." Nitekim Allahü teâlâ takva ehli kimseler için şöyle buyurmuştur: ”Geceleri pek az uyurlardi." (Zâriyât: 17)

Âyet-i Kerime’de gece vakti vurgulanmıştır. Çünkü gece ibadet etmek daha zor ve gösterişten daha uzaktır. Özellikle Said İbnü'l-Müseyyeb, Fudayl b. İyaz, Ebû Süleyman ed-Darânî, Malik b. Dinar ve Rabia el-Adeviyye geceyi ihya etmekle meşhur olmuş kimselerdir. Bunlardan Rabia, bütün gece namaz kılar, sabaha karşı biraz uyur ve sonra kalkarak şöyle dua edermiş: ”Ey nefis! Ne kadar uyuyor ve ne kadar uyanıksın? Bir kere uyuyup kıyamet sabahına kadar uyanamayacağın vakit yakındır." İşte Rabia'nın ölünceye kadar hali böyle idi.

Tembelliği, gevşekliği ve haline aldanışı dolayısıyla geceyi ihya etmekten mahrum olan kimse kendine ağlasın. Çünkü o, pek çok hayır yollarını kendine kapamıştır. Gecenin ihyasına, dünya işlerine fazlasıyla önem vermek, dünya ile çok meşgul olmak, bedeni yormak, çok yemek, boş şeylerle ilgilenmek, öğle uykusunu ihmal etmek engel olmaktadır. Bu konuda muvaffak olan ise, vaktini değerlendiren, tedavisini, hastalığını bilen ve ihmalkar olmayan, dolayısıyla ihmal edilmeyendir.

Şayet Rasûlüllah'ın ”Yatsı namazını cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabah namazım cemaatle kılan da bütün geceyi ibadetle geçirmiş sayılır." (!8) sözü hakkında ne dersin? Ki, bu söz gece ibadetine ihtiyaç kalmadığını belirtiyor" dersen şöyle derim: ”Hazret-i Peygamber'in bu ifadesi, cemaate teşvik etmekte, kolaylığı ortaya koymakta ve niyetin etkisini belirtmektedir. Nitekim yatsı vaktinde, sabah namazını cemaatle kılmaya niyet eden kimse, o namaz için mescidde bekleyen kimse gibidir. Gerçekten nice yüksek idealler hareketin önünde seyreder. Fakat niyetle birlikte amel, soyut niyetten daha üstündür. Azimet de ruhsata tercih edilir."

Öte yandan Sehlu t-Tüsterî şöyle demiştir: ”Kul, farzları tamamlamak için devamlı beş vakit namazın farzlarından önce ve sonra kılınan sünnetlere muhtaçtır. Sünnetleri tamamlamak için nafile ibadetlere ve nafile ibadetleri tamamlamak için de adaba ihtiyacı vardır. Dünyayı terketmek ise edepten sayılır."

Ma'dân b. Talha da şu hususu dile getirmiştir: ”Allah Rasûlu nün dostu

Sevban ile karşılaştım ve ona: ”Bana, Allah'ın beni cennete koymasına vesile olacak bir amel söyler misin?" dedim. Sevban: ”Bunu ben de Rasülüllah'a sordum ve bunun üzerine o şöyle buyurdu: ”Allah için çok secde etmen gerekir. Çünkü Allah, kendisine her secde ettikçe sana bir derece verir ve bir günahım bağışlar." m

Bil ki, her amelde as loi an niyeti gerçekleştirmek ve samimiyeti doğrulamaktır.

64 ﴿