67

Ve onlar, harcadıkları zaman ne israf ederler, cömertlik sınırını aşarlar

ne de cimri davranırlar. Cimrinin kıstığı gibi kısarlar,

İkisi yani israf ve cimrilik

arasında orta bir yoî izlerler.

"Katı", ve ”taktır", israfın zıddı olan kısmadır, cimrilik etmektir. ”İsraf ise harcamada sınırı aşmaktır. ”Kavâm" da orta yol, itidal demektir ve israfla cimriliği dengelemektir. Bu âyetin bir benzeri de şu âyet-i kerimedir: ”Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, hasretim çeker kalırsın" (İsrâ: 29)

Harcama, övülen ve verileni olmak üzere iki kısma ayrılır: Kişiye itidal davranışı kazandıran, zekât ve ailenin nafakası gibi dinin öngördüğü harcama, övülen harcamadır. Nitekim Hasan Basrî bu konuda şöyle demiştir: ”Kişinin, israf ve cimriliğe kaçmadan, ailesine yaptığı harcama, Allah yolunda yapılan harcama sayılır."

Yerilen harcama ise iki çeşittir: Biri, saçıp savurmak ve israf etmek, diğeri de kısarak ve cimrilik ederek, yapılan harcamadır. Her iki türünde de kemiyet ve keyfiyyet dikkate alınır. Kemiyet açısından, saçıp savurma yani durumun gerektirdiğinden fazla vermek, keyfiyet açısından ise harcamanın yerinde yapılmamasıdır. İsrafta, kemiyetten ziyade keyfiyete önem verilmelidir. Çünkü binlerce dirhem parasından bir dirhem harcayan, günah işlemek üzere birine bir dirhem veren veya içki satın alan gibi, israf etmiş ve bu harcamadan dolayı zalim ve müsrif sayılırken parasız kalacak şekilde binlerce dirhem parasını yerinde sarf eden de orta yolu izlemiş, dolayısıyla bu harcamadan dolayı övülmüştür. Nitekim Hazret-i Ebû Bekir'in durumu, son duruma örnek teşkil etmektedir.

Rivayete göre Hazret-i Ebû Bekir, Tebuk Savaşı için bütün malını vermiş ve bunun üzerine Rasûlüllah kendisine: ”Ey Ebû Bekir! Çoluk çocuğuna ne bıraktın" demiş, Ebû Bekir de: ”Allah ve Rasûlünü." demiştir.

Hikmet sahibi (bilge) birine sorulmuş: ”Az harcama ne zaman israf ve çok harcama ne zaman normal sayılır?" Bilge: ”Az harcama bâtıl yolda ve çok harcama hak yolda olduğu zaman" diye cevap vermiştir.

Öte yandan Mücahid'in bu âyet hakkında söylediği söz de bu konuya örnek teşkil etmektedir. Mücahid şöyle demiştir: ”Bir insanın Ebû Kubeys dağı kadar altını olsa ve o altını Allah'a itaat için harcasa o insan müsrif sayılmaz ama Allah'a isyanda bir dirhem de sarfetse müsrif sayılır."

Yine âyetle ilgili olarak Yezid b. Hubeyb şöyle demiştir: ”Âyet-i Kerime’de sözü edilenler Hazret-i Rasûlüm Muhammed'in yakın dostlarıdır. Nitekim onlar, lezzet ve haz duymak için yemek yemiyor ve yakışıklı olmak için elbise giymiyorlardı. Aksine onlar, yemekle açlıklarını gidermeyi ve Rablerine ibadet etme gücüne kavuşmayı, elbise ile de avret mahallerini örtmeyi, sıcak ve soğuktan korunmayı gaye edinmişlerdir."

Hazret-i Ömer de: ”Kişinin her arzu ettiğini satın alıp yemesi, israf olarak yeterli görülür," demiştir.

İsraf, aşırılık sadece malda olmaz. Bilakis yerinde yapılmayan her şey israftır, taşkınlıktır. Allahü teâlâ'nın Lût kavmini taşkınlıkla ve aşırılıkla nasıl nitelediğini görmüyor musun? Nitekim Allah Lût kavmi ile ilgili şöyle buyurmuştur: ”Çünkü siz, kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere gidiyorsunuz. Bilakis siz, haddi aşan, taşkınlık gösteren bir kavimsiniz." (Ârâf: 81) Yine Allah, Firavunu da aynı israf ve aşırılıkla nitelendirerek şöyle buyurmuştur: ”Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi." (Duhân: 31) Kibir, mütevazi insanlar için israf ve taşkınlık ve kibirli insanlar için itidalliktir.

67 ﴿