68Tek ve Samed (8) olan 8- Samed: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendine muhtaç olan, demektir. Allah'a karşı ortağı olduğuna dair iddiada bulunarak yalan uyduran yahut kendine hak gelmişken inat yüzünden hiç duraksamadan o hakkı, Hazret-i Peygamber'i ya da Kur'an'ı yalan sayandan daha zâlimi kimdir? Yani o, bütün zâlimlerden daha zâlimdir. Âyetteki ”lemmâ" lafzıyla, inkarcılara hak geldiğinde tereddüt etmedenve hiç, düşünmeden, aksine duyar duymaz onu yalan saymaya kalkışmaları yüzünden ahmaklıkları vurgulanmıştır. Cehennemde kâfirlere yer mi yok? Yani, cehennemde kâfirlere yer olduğunu bilrnediler mi? Ki, bu cürette bulunmuşlardır. O halde, nefsin özelliklerinden olan isnatsız sözden, yalan vb. den kaçınmak, kalbin vasıflarından sayılan doğruluk gibi hasletler kazanmak gerekir. Hikâye edildiğine göre, İbrahim Havas, (Allah ona rahmet etsin), bir yere gitmek istediği zaman kimseye haber vermez ve gidişini bildirmezdi. Sadece su kabını alarak yola koyulurdu. Hamid el-Esvâr şöyle demiştir: ”Biz onunla mescidinde bulunduğumuz sırada ibrahim Havas, su kabını alarak yola koyuldu. Ben de onu takip ettim ve Kadisiye'ye geldiğimiz zaman bana dedi ki: ”Hamid! Nereye gidiyorsun?" Ben: ”Ey Efendim! Senin yola çıkmandan dolayı çıktım" dedim. Bunun üzerine İbrahim Havas: ”Allah'ın izniyle Mekke'ye gitmek istiyorum," dedi. Ben de: ”Allah'ın izniyle ben de Mekke'ye gitmek istiyorum," dedim. Birkaç gün sonra bize bir genç katıldı ve bizimle tam bir gün yürüdü. Fakat bu genç, Allah'a hiç secde etmiyordu. Durumu İbrahim'e ilettim ve dedim ki: ”Bu genç namaz kılmıyor." Bunun üzerine oturdu ve şöyle dedi: ”Ey çocuk! Niçin namaz kılmıyorsun? Halbuki namaz, sana haçtan daha çok gereklidir." Genç: ”Beyim! Bana namaz gerekli değil" dedi. İbrahim: ”Sen Müslüman değil misin?" dedi. Genç: ”Hayır," diye cevap verdi. İbrahim: ”Öyleyse nesin sen?" dedi. Genç: ”Hristiyanım. Fakat Hristiyanlıktaki gayretim, tevekküle (Allah'a dayanmaya) bağlı olmaktır. Nefsim, tevekkül haline çok bağlı olduğunu iddia etmişse de onu, Allah'tan başka bir varlığın bulunmadığı bu çöle çıkarmadıkça iddiasında doğru lamadım. Duygularımı kamçılıyor ve fikrimi deniyorum," dedi. Bunun üzerine İbrahim Havas kalkıp yürüdü ve bana şöyle dedi: ”Bırak onu, seninle birlikte gelsin!" Gence, bizimle yürümeye devam etti ve nihayet Merv'in ortasına kadar geldik. Bu arada İbrahim, pabucunu çıkararak onu su ile temizledi. Daha sonra oturdu ve gence hitaben: ”Adın ne?" dedi. Genç: ”Abdülmesih," diye cevap verdi. İbrahim Havas: ”Abdülmesih! Burası Mekke'nin yani, kutsal bölgenin girişidir. Allahü teâlâ sizin gibilerin buraya girmesini haram kılmıştır. Nitekim Allahü teâlâ şöyle buyurmuştur: ”Müşrikler ancak pisliktir. Onun için hu yıllarından sonra Mescid-i Harama yaklaşmasınlar.." (Tevbe: 28) Nefsinden ortaya çıkmasını arzu ettiğin durum (tevekküldeki kararlılık) ise senin için belli olmuştur. Mekke'ye girmekten uzak dur. Eğer biz seni Mekke'de görürsek kınar ve ayıplarız," dedi. Hamid şöyle demiştir: ”Biz onu bırakarak Mekke'ye girdik ve Arafat'a çıktrk. Orada otururken bir de ne görelim ki genç, ihramlı olarak dikkatle yüzlere baka baka geldi ve yanıbaşımızda durdu. Hemen İbrahim Havas'a sarıldı ve başını öptü." Bunun üzerine İbrahim Havas: ”Abdülmesih! Bu ne hal?" diye sordu. Genç: ”Durum farklı. Bugün ben, Mesih'in de kulu olduğu kimsenin (Allah'ın) kuluyum," dedi. İbrahim ona: ”Durumunu bana anlat bakalım,"dedi. Genç: ”Yerimde oturdum. Hac kafilesi gelince kalkıp ihramlı imiş gibi Müslümanların kıyafetine bürünerek şeklimi değiştirdim. Bir saat kadar bir süre gözüm Kabe'ye takıldı ve o anda, İslâm dininden başka bütün dinler, benden yok oldu gitti. Hemen Müslüman oldum ve boy abdesti alarak ihrama girdim. İşte ben, bu günümde seni arayıp duruyorum," dedi. Hamid dedi ki: ”İbrahim Havas bana baktı ve şöyle söyledi: 'Hamid! Hristiyanhkta doğru konuşmanın bereketine bak! Allahü teâlâ onu İslâm'a nasıl yönlendirerek hidayet nasip etti?" Yine Hamîd şöyle demiştir: ”Onunla arkadaşlık etmeye başladık, nihayet fakirler arasında öldü." |
﴾ 68 ﴿