51Onlardan dilediğini geri bırakır, yani Ey Rasûlüm Muhammed! Hanımlarından dilediğini geri bırakır, nöbete ve sıraya bakmaksızın yatağını terkeder, dileğini de yine sıraya ve nöbete bakmaksızın yanına alır ve onunla birlikte yatar sın. Dilediğinle birlikte olmak senin elindedir ve tercih sana aittir. Yahut hanımlarından dilediğini boşar, dilediğini de yanında tutarsın. Ya da ümmetinin kadınlarından dilediğini bırakır, dilediğinle de evlenirsin. Kendilerinden uzak durduğun, ric'i talâkla boşadığm hanımlarından arzu ettiğini de tekrar yanına alabilirsin. Bu yüzden söz konusu üç husustan dolayı sana bir günah, kınama, azar ve darlık yoktur. Müfessirlerin çoğunluğuna göre bu âyet, Peygamber'in hanımları arasındaki nöbet taksimatı hakkında inmiştir. Nitekim kadınları arasında taksimatta âdil davranmak. Hazret-i Peygamber'e vacibti. Fakat bu âyet inince bu mecburiyet ortadan kalkmış ve Peygamber (sallalahü aleyhi ve sellem)'e tercih hakkı verilmiştir. Bu da Hazret-i Peygamber'e ait hasletlerden biriydi. Rivayet edildiğine göre Peygamber hanımları, nafakanın artırılmasını ve güzel elbiseler talep ettikleri zaman Rasûlüllah onlardan bir ay uzak kalmış, nihayet muhayyer bırakma âyeti (Ahzab: 28) inmiştir. Bunun üzerine onlar, Peygamber (sallalahü aleyhi ve sellem)'in kendilerini boşamasından endişenelerek ona şöyle demişlerdir: ”Ey Allah'ın Nebisi! Bize, kendinden ve malından dilediğin kadar pay ayır ve bizi eski halimizde bırak." Yine rivayet edildiğine göre Hazret-i Peygamber, hanımlarının hiçbirini nöbet hakkından mahrum bırakmamış, bu alanda serbest bırakılmasına ve kendisine tercih hakkı verilmesine rağmen onlar arasında, Sevde'nin dışında eşit davranmıştır. Çünkü Şevde, nöbet hakkının verilmemesine razı olmuş ve gecesini Hazret-i Âişe'ye bağışlayarak Hazret-i Peygamber'e hitaben: ”Kıyamet günü hanımlarının arasında yer almam için beni boşama," demiştir. Bu, söz konusu işin, senin isteğine bırakılması, onların gözlerinin aydın olmasına, kendilerine yaptığın muameleye üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Çünkü bu konuda hepsinin hükmü birdir. Eğer sen, hanımlarının arasında eşit davranırsan senden bunu lütuf olarak kabul ederler. Şayet bir kısmını tercih edersen bunun da Allah'ın hükmü olduğunu bilirler. Bu yüzden gönülleri rahatlar; karşılıklı rekabet ve kıskanma yok olur. Şüphesiz onlar, bu ilâhî hükme razı olmuşlar ve Peygamber (sallalahü aleyhi ve sellem)'i, önerisiyle kabul ederek tercih etmişlerdir. Bunun için Allahü teâlâ Peygamber (sallalahü aleyhi ve sellem)'e o hanımlarını boş ayıp başkalarıyla evlenmesini haram kılınış ve onları mü'minlerin anneleri kılmıştır. Allah, kalplerinizde olanı ve hatırınızdan geçenleri bilir. Öyleyse onlara iyilik etmeye çalışın. Allah, çok iyi bilendir; dolayısıyla ortaya koyduğunuzu da gizlediğinizi de bilir cezada acele etmeyendir. Bu sebeple cezanın geciktirilmesine aldanmayın. Çünkü bu, mühlet vermektir; ihmal etmek değildir. |
﴾ 51 ﴿