50De ki,: 'Eğer iddia ettiğiniz ve ”Atalarının dinini terkettiğin za man sapmış olursun!" dediğiniz gibi hak yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Sapmamın vebali bana aittir. Eğer doğru yolda olursam, bu da Rabbim’in bana hikmet ve beyanı vahyetmesiyledir. Çünkü doğ ru yola girmek O'nun tevfîki ve hidayeti sayesindedir. Burada, sapıklığın kaynağının insanın kendi nefsi olduğuna işaret edil mektedir. Nefis kendi haline terkedildiği zaman ondan ancak sapıklık ortaya çıkar. Hidayet ise Allahü teâlâ'nın lütfundan kaynaklanmaktadır. Nefis onun kaynağı değildir. Şüphesiz O, işitendir, yakın olandır.' Dolayısıyla doğru yolda olan ve sapmış olan herkesin sözünü ve işini, ne kadar gizli de olsa bilir. Âyet-i kerimede, kişinin başkaları tarafından saptın İması vla sapmadığı na işaret edilmektedir. Gerçekten sapmış olan kişi, hidayetten yüz çevirmesi sebebiyle Allah'ın kendisinde sapıklığı var ettiği kişidir. ”...Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez..." (En'am; 164) Her koyun kendi bacağından asılir. Yani herkes başkasının işinden dolayı değil, kendi işinden dolayı muame le görür. İnsan, iyi amellerine ve güzel ahlâkına karşılık mükâfat görür, başkasının kötü amellerinden dolayı zarara uğramaz. Günahkâr insan da kötü amelinden dolayı ceza görür. Başkasının iyi amellerinden fayda görmez. |
﴾ 50 ﴿