25

(Onlara:) 'Ne oldu size yardımlaşmıyorsunuz?' (denilir.) Yani yardımlaşmamanızın sebebi nedir? Dünyada iken iddia ettiğiniz gibi, azaptan kurtulmak için birbirinize niçin yardım etmiyorsunuz? Nitekim Ebu Cehil Bedir savaşında şöyle demişti: ”Biz yardımlaşan bir topluluğuz."

Âyetteki sorunun, söz konusu zamana tehir edilmesinin sebebi şudur:

Bu vakit, azabın yerine getirildiği, desteğe aşırı derecede ihtiyaç duyulduğu bir vakit ve yardımdan tamamiyle umudun kesildiği bir süreçtir. O gün, azarlama ve susturma daha etkilidir. Hadis-i şerifte ise şöyle buyrulmuştur: ”Kıyamet günü kula dört şey sorulmadıkça ayakları kıpırdamaz: Gençliğini nerede geçirdiği, ömrünü hangi alanda tükettiği, malını nereden kazanıp nereye harcadığı ve ilmi sayesinde ne yaptığı sorulacaktır." (5)

5- Hadisi, Tirmizî ”Sanen"inde ”Bâbu sıfatı'l-kıyâme" bölümünde tahric etmiş ve hadis için ”Hasen-sahih hadis" tabirini kullanmıştır. Bkz. Câmi'u'l-Usûl, 10/436.

Kıyamet gününe ait sorgu zordur, çetindir. Hata ve kusurları olan mü'minlere Allahü teâlâ rahmetiyle muamele ederek onları rezil etmez. Diğerlerine gelince, onlara şöyle buyrulur: ”...Hesap gören olarak bugün senin hakkında kendi nefsin yeter." (İsrâ: 14) Amel defterlerini okuduklarında ise onlara, ”Bunu yapan kişinin cezası nedir?" diye sorulur. Bunun üzerine onlar, ”Onun cezası cehennemdir" derler. Kendilerine: ”Öyleyse hükmünüz gereği girin oraya" denir.

Nitekim Cebrail (aleyhisselâm) insan suretine bürünerek Firavuna gelerek ona: ”Efendisinin her türlü nimetlerle besleyip yetiştirmesine rağmen ona karşı gelen ve büyüklük taslayan bir kölenin cezası nedir?" diye sorunca Firavun: ”Onun cezası suda boğmaktır" şeklinde cevap vermiştir. Bunun üzerine Cebrail (aleyhisselâm): ”Öyleyse bana, bu hükmü ihtiva eden bir yazı ver" demiş; Firavunda ona bu fetvayı yazıp vermiştir. Firavunun suda boğulduğu gün Cebrail (aleyhisselâm) ilgili fetvayı çıkarmış ve ona: ”Kendi aleyhine verdiğin hükümle boğul git" demiştir.

Âyet-i kerime, sırat köprüsünün gerçek olduğunu dile getiren kesin bir delildir. Bu köprü cehennemin üzerinde bulunan kıldan ince, kılıçtan keskin uzun bir köprüdür. Cennetlikler, bu köprüden geçer fakat cehennemliklerin ayakları ise buradan kayar. Ancak mu tezi le mezhebine mensup olanlar, sırat köprüsünün varlığını inkâr etmiş ve buna, söz konusu köprüden geçinenin mümkün olmadığını, mümkün olsa bile mü'minlere bir işkence olduğunu gerekçe göstermişlerdir. Onların bu reddine karşılık, Allahü teâlâ'nın sırat köprüsünden geçmeyi müminlere kolaylaştırmaya gücünün yettiği, hatta mü'minin onu şimşek gibi geçebileceği şeklinde cevap verilmiştir.

Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: ”Kıyamet günü âlim ve âbid yani Hakka tam manasıyla bağlı olan kimseler bir araya gelince âbid olan şahsa: 'Git; cennete gir ve yapmış olduğun ibadetten yararlan denir. Âlim olan zata ise: 'Burada dur ve sevdiğine şefaat et. Çünkü kime şefaat edersen şefaatin kabul edilir, ' denilir. ”(6)

6- Hadisi Beyhakî. Câbir'den merfu olarak,"Âlim ve âbid diriltilir..." sözleriyle rivayet etmiştir. Bkz. el-Münzirî, et-Terğîb ve't- Terhîb, 1/102.

Yine bu konuda şöyle denmiştir: ”İlimle bir saat meşgul olmak, bütün geceyi ibadetle geçirmekten daha faziletlidir." Hele bu müzakere, Allah'ı tanımaya yönelik olursa... Oysa bu zamanda bununla meşgul olan azdır.

25 ﴿