39Ve sadece yaptıklarınızın cezasını göreceksiniz. Yani yapmış olduğunuz kötülüklerin karşılığı olan cezaya çarptırılacaksınız. İbnu'ş-şeyh şöyle demiştir: ”'Kerîm ve Rahîın olan, fayda ve zarardan münezzeh olan Allahü teâlâ nasıl olur da kullarına azap eder?' şeklindeki soruya bu âyetle cevap vermiştir." Buna göre âyetin izahı şöyledir: ”İlâhî hikmet, iyilik ve itaati emretmeyi, kötülüğü ve Allah'a karşı gelmeyi nehyetmeyi gerektirir. Emretmek ve nehyetmekteki hedef, ancak mükâfata teşvik etmek ve ceza ile korkutmak suretiyle yerini bulabilir. Âyet-i kerimede bu şekilde haber verilince, sözün doğruluğunu ortaya koymak üzere açıklamada bulunmak gerekir. İşte onlar, yukarıda ifade edilen sebeple azabın içine düşmüşlerdir." Buna göre akıllı kişi, kıyamet gününden ve azabından sakınmalı, inkârdan imana, şüpheden tereddütsüz hale, kibirden tevazuya, batıldan hakka, ölümlüden ölümsüze, şirkten tevhid inancına, riyadan ihlâsa yönelmelidir. Hazret-i Ali'ye, ”Mü'minin alâmeti nedir?" diye sorulmuş, o da şu dört şeydir, demiştir: Kalbini kibir ve düşmanlıktan temizlemesi, dilini yalandan ve gıybetten, temizlemesi, kalbini riya ve gösterişten alındırması, midesini de haram ve şüpheli şeylerden temiz tutmasıdır. En büyük kibir, kişinin imanın esası, zikirlerin en hayırlısı ve ihlâs ifadesi olan ”Lâilâhe illallah" sözüne karşı büyüklük taslamasıdır. Çünkü kul, bütün üst makamlara o sayede yükselir. Fakat bu, şartlarına ve esaslarına bağlı kalmak kaydıyla mümkün olur. |
﴾ 39 ﴿