107Ve ona boğazlamak ve emredilen işi yerine getirmek üzere büyük, semiz, veya değeri büyük bir kurbanlığı çocuğunun yerine fidye verdik. Aslında fidye veren Hazret-i İbrahim'dir. Fakat âyette Allah, ”Biz ona fidye verdik" buyurmuştur. Çünkü kurbanlığı ona veren ve oğlunun yerine bu kurbanlığı kesmesini emreden O'dur. Allahü teâlâ bu kurbanlık karşılığında Hazret-i İbrahim’in neslinden olan bir peygamberi kurtarmış oldu. Bu peygamber, peygamberlerin efendisi Hazret-i Muhammed'dir. Nakledildiğine göre İbn Abbas şöyle demiştir: ”Bu kurbanlık Hâbil’in takdim edip de kendsinden kabul edilen kurbanlık idi ve cennette güdülüyordu. İşte İsmail, bu kurbanlık karşılığında kurtulmuştur." Boğazlanma kararı verilen Hazret-i İsmail mi, yoksa Hazret-i İshak mı olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Çoğu müfessirler, tefsirlerde (11) zikredilen çeşitli sebeplere dayanarak bunun, Hazret-i İsmail olduğu görüşündedirler. 11- Hafız İbn Kesîr, hadiseyi tefsirinde anlatmıştır. Olayın en belirgin tarafı şudur: ”Allahü teâlâ Hazret-i İsmail’in boğazlanması kıssasını zikredip hadiseyi detaylarıyla açıkladıktan sonra şöyle buyurmuştr: 'Ona, bir de salih kimselerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.' (Sâffât: 113) Bu ifade gösteriyor ki, boğazlanması düşünülen Hazret-i İsmail'dir, İshak değildir. Hadis-i şerifin şu ifadesi de bunu pekiştirmektedir: 'Ben iki kurbanlığın oğluyum.' Allah Rasûlü bu sözünde, Hazret-i İsmail ile babası Abdullah b. Abdülmuttalib’i kastetmiştir. |
﴾ 107 ﴿