113

Biz, hem ona, evlâtları içinde İbrahim'e,

hem de kendi soyundan olan gerek İsrail oğullarından ve gerekse diğer milletlerden, tıpkı Hazret-i Eyüp ve Şuayb gibi peygamberler çıkararak

İshak'a bereketler verdik. Onlara din ve dünyanın bereketlerini lütfettik.

Her ikisinin neslinden amelinde veya iman ve itaatle bizzat kendisine

iyi davrananlar olduğu gibi, inkâr ve günahlarla

açıkça nefsine zulmedenler de vardır.

Âyet-i kerimede dikkatimiz çekilmektedir ki, söz konusu peygamberlerin evlâtları ve nesilleri arasındaki zulüm ve isyan, kendilerine bir kusur ve noksanlık getirmez. Çünkü kişi, kendi soyundan ve neslinden olanların yaptığıyla değil, bizzat kendisinin yaptığı iyilik ve kötülüğün karşılığını görür. Nitekim Allahü teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır: ”Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez..." (Fâtır: 18)

Gerçekten soy, iyilik ve kötülükte, itaat ve isyanda etkili olmaz. Bu sebeple her yönüyle dindar olan bir kimsenin günahkâr; mü'min olanın da inkarcı evlâdı olabildiği gibi, bunun tersi de mümkündür. Âyet-i kerime, peygamber evlâtları olmakla övünen Yahudilerin arzularını ve heveslerini kesmektedir.

Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: ”Ey Haşim oğulları! İnsanlar bana amelleriyle gelirken, siz bana soylarınıza dayanarak gelmeyiniz." (12) Yani, insanların amelleriyle sizin soylarınız bir arada bulunmaz. Öyleyse bana amellerle gelin. Bu ifadeden maksat, insanlar amelleriyle geldikleri zaman, söz konusu kimselerin Hazret-i Peygamber’in huzuruna soylarıyla övünmelerinin çirkin olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim şâirlerden biri şöyle demiştir:

12- Bu ifade, Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî'nin tahric ettiği hadisten bir bölümdür. Tirmizî'nin lâfzı şöyledir: ”Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi cehennemden kurtarın. Şüphesiz ben, Allah'tan size ne bir fayda sağlamaya, ne de bir zarar vermeye malik değilim. Ey Abd-i Menaf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarın..." Bkz. el-Fethu’l-Kebîr, 3/404.

Hazret-i Ali'nin soyundan gelmekle iftihar mı ediyorsun? idrarın aslı da temiz sudur. Kötü amellerin kirletmişse, Temiz nesebin faydası yoktur.

Bir başka şâir de şöyle demiştir:

Kişi, karakter olarak Bâhile Kabilesinden ise, Soyunun Haşimî kabilesinden olması fayda vermez.

Bâhile Kabilesi, densizlikle tanınan bir kabiledir. Çünkü onlar, artık yemekleri ve ölü hayvanın kemiklerinin iliğini yerlermiş. Bu karakterde olan kimseler için, ”İnsanlar göçmüş; geriye maymunlar kalmış," atasözü vardır. Bunlar, insan olmadıkları halde insanlara benzemeye çalışıyorlar. Bu sebeple akıllı kişi, soy-sopa aldanmamalı ve hesap günü kendisine fayda veren şeyler için çalışmalı ve gayret sarfetmelidir. Nitekim Zeynelâbidîn şöyle diyordu: ”Ey Allah'ım! Açık olan şeylerimi insanların nazarında güzel göstermenden, gizli olan şeylerimi de çirkin göstermenden sana sığınırım."

113 ﴿