139Şüphesiz Metta oğlu Zu'n-Nûn ve balığın yuttuğu, dolayısıyla balığın dostu anlamında ”Sâhibu'l-hût" diye adlandırılan Yunus da Semud kavminden geri kalanlarına gönderilen peygamberlerdendi. Bunlar, Musul topraklarında Dicle kenarındaki bölgede bulunan Ninova halkıydı. Hazret-i Yunus onlara gönderildiği zaman kırk yıl kendilerini tevhide davet etmiş, onlar ise putlara tapmaya devam ederek onu yalanlamış ve bu tutumlarını sürdürmüşlerdi. Bunun üzerine Hazret-i Yunus, aralarından çıkarak başlarına gelecek felâketle korkutmuştu. Daha sonra kavmi, bu felâket ve azabın işaretlerini görünce, doğrudan Allah'a dua ederek yakarışta bulunmuşlar; bu yalvarış ve bağış dileğiyle sahraya çıkmışlardı. Nidaları ise göklere yükseliyordu. Bunun üzerine Allahü teâlâ, onlardan azabı kaldırmış ve tevbelerini kabul etmişti. Oysa Yunus, onların yok olmalarını bekliyordu. Akşam olunca kavminin yanından gelen bir oduncuya durumlarını sormuş, oduncu da: ”Onlar iyi, sıhhat ve afiyetteler," diyerek Yunusa, yaptıklarını anlatmıştı. Yunus ise: ”Yalancı saydığım bir kavme bir daha dönmem" demiş, vahyi beklemeksizin onlardan çekinerek ve sıkılarak yurtlarından çıkmış ve deniz tarafına yönelmişti. Bu hususa şu âyet-i kerimede yer verilmektedir: |
﴾ 139 ﴿