140

Hani bir vakit insanlar, hayvanlar ve eşyalarla

dolu olan gemiye kaçmıştı. Yani kaçtığı o zamanı hatırla. Âyette geçen ”ibâk" kelimesi, aslında kölenin efendisinden kaçışı demektir. Yunus'un, Rabbinin izni olmadan kavminden kaçışı, takındığı tavrın yanlış olduğunu tasvir etmek üzere mecaz yoluyla bu kelime ile ifade edilmesi yerinde olmuştur. Çünkü o Allah'ın kuludur. Nasıl olur da Allah'ın izni olmadan kaçar? Ve nereye kaçıyor? Oysa Allah onu kuşatmaktadır.

Rivayet edildiğine göre Yunus, gemiye binip, gemi denizin ortasına gelince gidemez olmuş ve durmuştu. Bunun üzerine kaptanlar: ”Burada efendisinden kaçmış bir köle var. İşte geminin manifestosu! Geminin içinde kaçan bir köle olunca gemi gitmez" demişlerdir.

Fahruddin er-Razî şöyle demiştir: ”Kaptanlar: 'İçinizde günahkâr biri vardır. Aksi halde rüzgâr olmadan ve açık bir sebep bulunmadan bu gördüğünüz şey olmaz,' demişlerdir. Tüccar kısım ise: 'Biz bu tür şeylerle karşılaştık. Ne dersiniz? Kur'a çekelim; kime kur'a çıkarsa onu denize atalım. Çünkü birinin suda boğulması, herkesin boğulmasından daha iyidir,' demişlerdir. Bunun üzerine üç sefer kur'a çekmişler ve her seferinde kur'a Yunus (aleyhisselâm)'a çıkmıştır." Bu hususa şu âyette yer verilmiştir:

140 ﴿