26Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. yani sana peygamberliği ikram ettik ve seni kullara halife yaptık. Âlimlerden biri der ki,: ”Öğüt ve nasihat verenin vaazı esnasında Yüce Allah'ı gözetmesi, O'nun yasaklarını çiğneme kabilinden her türlü hareketten kaçınması gerekir. Yahudi tarihçilerin Davud ve Yusuf (aleyhisselâm) örneklerinde olduğu gibi peygamberlerin hatalarını dile getirmekten kaçınmaları gerekir. Yüce Allah peygamberleri övüp dururken ve onları seçmiş iken söz konusu tarihçiler onların küçük hatalarını anlatır. Üstelik felâketin en büyüğü bu ifadelerin Kur'an tefsirinde yer alması ve tefsirciler şöyle şöyle söylerler diye ifadelerde bulunulmasıdır. Oysa bütün bu nakledilen ifadeler Yüce Allah'ın gazap etmiş olduğu bir kavimden (Yahudilerden) nakledilen çürük teviller ve zayıf isnatlardır. Onlar, Yüce Allah hakkında, kitabında bizlere hikâye etmiş olduğu sözleri söyleyen kimselerdir. Vaaz ve nasihat meclisinde bunları dile getiren her vaize Yüce Allah ve melekleri buğz ederler. Çünkü bu sözler, öyle sözlerdir ki, kalbinde hastalık olan âsiler bunları, kendilerine tutunacak birer bahane olarak alırlar ve derler ki, peygamberler bu tip bir hataya düştüğüne göre ben kim oluyorum? İşte buradan ortaya çıkıyor ki, insanlara nasihat eden kimsenin Yüce Allah'ı zikretmesi ve O'nun zikrini tazim etmesi Allah'ın peygamberlerine ve ümmetin âlimlerine saygıda kusur etmemesi gerekir. Ayrıca insanları cennete teşvik edip cehennemden kaçındırması Yüce Allah'ın huzurunda durma esnasındaki korkuları hatırlatması gerekir. Eğer böyle yaparsa bütün nasihat meclisi rahmet olur." Bu açıklamalardan sonra âyetin manasına dönecek olursak: ”Ey Davud Biz seni yeryüzünün mülküne halife yaptık. Yeryüzü sakinlerinin arasında hakem kıldık ya da seni yeryüzünde hükmü geçerli bir kişi kıldık" demek olur. Davud (aleyhisselâm)'dan önce peygamberlik onun kabilesinde, hükümranlık da başka bir kabilenin elinde idi. Yüce Allah Davud (aleyhisselâm)'a ikisini birden vermiştir. O kulların işlerini Yüce Allah'ın emrine göre yürütmekte idi. Davud (aleyhisselâm)'un dışında hiçbir peygamberin halife olduğuna dair herhangi bir nas gelmemiştir. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Yani Yüce Allah'ın hükmü ile hükmet. Çünkü halifelik kesin bir biçimde bunu gerektirir ve Allah'ın hükmü tam adalettir. Hakim O'nun hükmü ile âdil olur. Heva ve hevese uyma. Yani din ve dünya işlerinde hüküm verirken ve bunun dışında her türlü işte nefsin arzusuna ve isteğine uyma. Sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Yani heva ve heves ya da bunlara uymak Yüce Allah'ın gerek tekvini (yaratılışa dair) ve gerekse teşriî olarak hakkı göstermek üzere dikmiş olduğu alâmetleri kaybetmene yol açar. Yüce Allah'ın yolundan sapan herkes şeytanın yoluna düşer. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır. Bu cümle daha önce geçen heva ve hevese uyma yasağının, şayet bu yasağa uyulmazsa akıbetinin ne olacağının beyan edilmesi sureti ile bir sebep bildirme cümlesidir. Yüce Allah'ın yolundan sapma, hesap günü unutulmayı gerektirdiğine göre, insanlar arasında adaletle hükmetmeme, heva ve hevese uyma şiddetli azabın gelmesine bir sebep teşkil etmektedir. |
﴾ 26 ﴿