48

İbrahim (aleyhisselâm)’in oğlu

İsmail’i, İsmail (aleyhisselâm)’in zikri, yani anılması hem babasından hem de kardeşinden ayrı olarak yer almışır. Bununla onun anılmasında, asıl gaye olan sabır konusundaki asilliğine işaret edilmektedir. Zira İsmail (aleyhisselâm), Allah yolunda boğazlanmak için kendisini teslim etmişti. Ya da İsmail (aleyhisselâm)’in ayrıca zikredilmesi daha fazla tazime lâyık olduğunun vurgulanması içindir. Çünkü İsmail (aleyhisselâm) Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın dedelerindendir.

el-Yesa'yı, İlyas (aleyhisselâm) kendi yerine, el-Yesa (aleyhisselâm)'yı İsrail oğulları üzerine vekil bırakmıştı. Sonra da peygamber kılınmıştır.

Zülkifl’i de an. Zülkifl bir lâkaptır. Bir rivayete göre el-Yesa ve Zülkifl birbirleri ile kardeş idiler. Zülkifl vakti ile ölen sâlih bir adamın amelini üstlenmişti. Her gün yüz rekât namaz kılardı. Bu sebeple Yüce Allah onu güzel övgülerle anmıştır.

Hepsi de yani bu peygamberlerin hepsi de

iyilerdendir. Yani iyilikleri ile tanınmış meşhur kimselerdi.

Bu âyetler Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı teselli etmekte, içindeki sıkıntıları gidermektedir. Çünkü peygamberler itaatte kendilerini yordukları, âfet ve belâlar karşısında taş gibi güçlü olup birer üstün kişiler olarak düşmanlarından gelen her türlü eziyete ve belâlara sabırlı olduklarına ve Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bütün peygamberlerden daha üstün olduğuna göre bunlara, yani bu niteliklere haydi haydi lâyıktır. Daha üstün olan, kendisinden daha aşağıdaki mertebede bulunan kimselere oranla daha dayanıklı ve daha sabırlı olur. Çünkü onun mertebesi böylece tam olmuş ve yüceliği ortaya çıkmış olur.

48 ﴿