18Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. Bu âyeti kerime söz konusu müjdenin Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın dilinden olacağını açıkça ifade etmektedir. Bu müjde dünyadaki müjdedir. Meleğin yapacağı müjdelemeye gelince bu müjdeleme âhirette olacaktır. Nitekim Yüce Allah Yunus sûresinde buna şöyle değinmektedir: ”Dünya hayatında da, âhirette de onlara müjde vardır..." (Yunus: 64) Kısaca ifade etmek gerekirse, âhiret müjdesi, dünya müjdesinin sonucudur. Dünya müjdesini hak eden ve buna lâyık olan kimse âhiret müjdesini de hak eder. Rivayete göre bu âyeti kerime Hazret-i Osman b. Affan. Abdurrahman b. Avf, Sa'd, Said, Ta Iha ve Zübeyir haklarında nazil olmuştur. Bu kişiler Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahü anh)'e durumunu sormuşlar, o da iman ettiğini söylemiştir. Bunun üzerine adı geçen kimseler iman etmişlerdir. Bu açıklamaların ışığında âyetin manası şöyle olur: Ebu Bekir'den dinleyip de sözün en güzeli olan ”Lâ ilahe illallah" (Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur) sözüne tâbi olan ve buna uyan kullarımı müjdele. Âyetin manası şu şekilde de olabilir: Gerek Kur'an gerek başka bir şey olmak üzere mutlak olarak sözü dinleyip de bunun en güzeli olan Kur'ân'a iman ederek ve salih amel işleyerek uyan kullarımı müjdele. Çünkü Yüce Allah Kur'an hakkında ”...Allah sözün en güzelini . . .indirdi..." (Zümer: 23) buyurmaktadır. Bütün sözlerin içinde en güzeli Yüce Allah tarafından söylenen veya Allah için ifade edilen ya da Yüce Allah'a götüren sözdür. Bir örnek vermek gerekirse maktulun velisi, katilin kanını taleb eder. Yani kısas edilmesini isterse bu güzeldir. Ama katili kısas etmekten affeder diyet almaya razı olursa bu daha güzeldir. Kötülüğe misliyle mukabele etmek güzeldir. Fakat misli ile bile olsa mukabele etmeyip affetmek ve bağışlamak en güzelidir. Bir kimse bir şey satarken tartısında ya da ölçüsünde kılı kılına eşit davranırsa bu güzeldir. Fakat verdiği malı biraz daha fazla verip terazinin kefesini ağır bastırırsa bu daha da güzeldir ve yine bir kişi kendisine verilen selâmı ”ve aleykum selâm" diye alırsa bu güzeldir ama ”ve aleykumü's-selâm ve rahmetti İlahi ve barekâtuhu" şeklinde alırsa bu en güzelidir. Söz konusu âyetin benzeri, A'raf sûresinde Yüce Allah'ın Hazret-i Mûsa'ya hitap ettiği şu sözleridir: ”(...Ve dedik ki,): Bunları kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalarını emret..." (A'raf: 145) Bir başka âyet de bu sûremizde ileride gelecek olan şu âyeti kerimedir: ”...Rabbinizden size indirilenin en güzeline tabi olun." (Zümer: 55) Kur'an'ın tamamı güzeldir. En güzel olma kavramı bunu alan ve gereğince amel edene göredir. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler yani hak dine ve bu dinin güzellikleri ile vasıflanmaya ilettiği kimseler, güzelliklerle vasıflı kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır. Yani vehim hastalığının bulaşmasından heva ve hevesin çekim ve cazibesinden kurtulmuş olan ve hidayete lâyık olan akıl sahipleri başkaları değil, onlardır. Bu ifade gösteriyor ki, hidayet, Yüce Allah'ın fiili ve insan nefsinin de bunu kabul etmesi ile elde edilir. Bir başka ifade ile kulun kesbinin, hidayetin kazanılmasında normal olarak bir payı vardır. |
﴾ 18 ﴿