17

Semûd'a gelince, onlara doğru yolu gösterdik, Semûd ya kabile ismidir, ya da bir adam ismi olup bu adam Semûd kabilesinin en üst dereceden dedeleridir. Doğru yolu gösterdik anlamına olan ”hidayet" burada insanı arzulamış olduğu şeye ulaştıran unsuru göstermek anlamınadır. Bunun sonucunda ister arzulanan şey elde edilmiş olsun, ister elde edilmemiş olsun farketmez. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: ”...Şüphesiz ki, sen doğru bir yolu göstermektesin." (Şûra: 52) Diğer taraftan hidayetin, insanı arzuladığı şeye kavuşturması her zaman şart değildir. Bir örnek vermek gerekirse Yüce Allah şöyle buyurur: ”...Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe: 37)

Bu açıklamaların ışığı altında âyet-i kerimenin mânâsı; Biz onlara tekvînî (yaratılışa dair) âyetler (alâmetler) getirmek, peygamberler göndermek ve âyet-i şerifeler indirmek suretiyle hakkı gösterdik.

Ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Tercih ettiler anlamına gelen ”istihbâb", insanın herhangi bir şey uğrunda çaba sarfetmesi, onu sevmesi demektir. Bu fiilin mef ûlüne ”alâ" kelimesiyle bağlanarak geçişli yapılması; tercih etmek, seçmek anlamına gelir. Buna göre denmiş olmaktadır ki, onlar basiret körlüğü demek olan dalâleti, hidayete; küfrü, imana; günahı da itaata tercih ettiler.

Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden sapıklığı, küfrü ve inkârı işlemeleri yüzünden

alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.

Âyet metninde yer alan ”hım" mastar olup değersizlik ve zillet anlamınadır. Azabın bununla vasıflandırılması mübalâğa mânâsı elde etmek içindir. Buna göre âyette Yüce Allah şöyle demiş olmaktadır: Onları alçaklığın bizatihi kendisi gibi olan alçaltıcı bir azabın belâsı ve felâketi çarpmıştır. Bu azaptan maksat Cebrail (aleyhisselâm)’in çığlığıdır. Burada yer alan ”saika" kelimesi alçaltıcı azaptır. Azabın yıldırıma benzetilmesi yukarıda beyan edildiği üzere şiddetinden ve korkunçluğundandır.

Bazı âlimlere göre, buradaki ”saika" kelimesi, gökten inen yıldırım demektir. Buna göre âyet-i kerimede; böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden gökten inen bir yıldırım, yani ateş onları çarptı, helak etti ve yaktı demek olur. Böylece bir çeşidin cinse izafeti (tamlaması) kabilinden bir izafet olur ki, alçaltıcı azap cinsinden bir yıldırım çarptı demek olur. Bu öyle bir azap ki, azap görene alçaltıcılığın bizatihi kendisine rastlamış duygusu verir. Semûd kavminin Cebrail’in çığlığıyla cezalanması ise hakkı dinlememelerinden dolayıdır.

17 ﴿