21Derilerine: Azarlamak üzere: 'Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?' derler. Derilere hitap edilirken akıllı olanlara ait çoğul kalıbının getirilmesi, bunların akıllılara mahsus olan soru ve cevap yerinde gelmesinden dolayıdır. İbn Abbas (radıyallahü anhüma) bu âyeti şöyle tefsir eder: ”Derilerin şahitliğinden maksat, cinsel organların şahitliğidir. Çünkü bu organlar deriden hâlî değildir. Allahü teâlâ haya sahibidir. Bunu açıkça değil, kinaye yoluyla ifade etmiştir. ”Derilerine niçin aleyhimize şahitlik ettiniz, derler" ifadesinde sorunun cinsel organa değil de deriye sorulması en uygun olanıdır. Onlar da bizim şahitlik ettiğimiz zina olayı en çirkin, en büyük suç ve rezaleti en çok getiren fiildir. Kulağın ve gözün şahitlik edeceği suçlar da neticede cinsel duygularla ilgilidir." Onlar da: 'Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu. derler. Yani bizi O konuşturdu. İşlenen cinayeti beyana O muktedir kıldı. Biz de bizim vasıtamızla işlemiş olduğunuz kötü fiile şahitlik ettik ve onu gizleyemedik, derler. İlk defa sizi O yaratmıştır, yine O'na döndürülüyorsunuz,' derler. Çünkü sizi yeniden diriltmeye ve cezasına çarptırmaya kadir olan bir varlığın organlarınızı konuşturmasına şaşmamak gerekir. Celâleyn Tefsiri'nde, ”Sizi O yaratmıştır" ifadesi hakkında bunun, onların derilerine ait bir söz olmayıp Yüce Allah'ın haber vermesi olduğu, yazılıdır. Çünkü Allahü teâlâ bütün duyu organlarını özel bazı nesneleri kavramak için yaratmıştır. Meselâ kulağı, sesleri işitmek; tatma duyusunu, yenecek nesnelerin tatlarına bakmak; koklama duyusunu da, kokuların tadını almak için yaratmıştır. Fakat bu idrak ve kavrayış duyguların en ufak bir etkisi olmaksızın sırf Yüce Allah'ın algılama yeteneğini yaratması sebebiyledir. Dış dünyada bilfiil olmasa bile meselâ görme organının herhangi bir nesneye çevrilmesinden sonra Yüce Allah'ın bu organa ses işitme yeteneğini vermesi imkânsız bir olay değildir. Dil içinde aynı şeyleri söylemek mümkündür. Dil konuşmayı sağlamak için yaratılmıştır. Fakat Allahü teâlâ dilerse insanın bütün bedeni dil haline gelebilir. Bir hadis-i şerifte şu ifadeler yer alır: ”Müezzinin sesini işiten yaş ve kuru her şey kıyamet günü kendisine şahitlik edecektir." (14) Burada söz konusu olan şahitlik, sadece konuşma kabilindendir. Yoksa herhangi bir ilme ve şuura dayanmamaktadır. Kul, organlarının şahitliğinden çekinsin, ayrıca mekânın ve zamanın da aleyhine şahit olacağını gözden ırak tutmasın. 14-Hadisi Ebû Dâvud ve Nesâî rivayet ederler. Nesâî'nin lâfzı şöyledir: ”Müezzine sesinin ulaştığı yer kadar mağfiret olunur, yaş ve kuru her şey ona şahitlik eder." Nesâî rivayetine şunu da ekler: ”Onun kendisiyle birlikte namaz kılanların sevabı kadar sevabı olur." Bkz. Câmiu'l-Usûl, 9/384. Alâ b. Ziyad'dan rivayet olunuyor. Der ki,: ”Dünya günlerinden gelen hiçbir gün yoktur ki, dile gelip de şöyle söylemesin: 'Ey insanlar! Ben yepyeni bir günüm ve ben kendi sürem içinde yapılan her şeye şahidim. Bugün benim güneşim batarsa kıyamete kadar bir daha size dönmeyeceğim."' |
﴾ 21 ﴿