22Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Âyette iki yerde geçen ”lâ" harfi olumsuz mânâyı pekiştirmek için zâid olarak getirilmiştir. Bu söz o gün Allahü teâlâ tarafından düşmanlara, azarlama ve kınama yollu bir ifade olup derilerinin verecek olduğu cevaba binaen söylenecektir. Buna göre şöyle söylenmiş olmaktadır: ”Sizler dünyada iken hayâsızlıkları işlerken organlarınız buna şahitlik eder korkusuyla fiillerinizden kaçınmıyordunuz. Çünkü organlarınız konuşmayan ve sessiz duran birer cisimlerden ibaretti. Sizler ileride nelerle karşılaşacağınızı hiç hesap etmiyordunuz. Oysa insanların gözünde rezil kepaze olmak korkusuyla duvarlar örüp, perdeler çekip gecenin karanlıklarına sığmıyordunuz. Dahası organların şahitliği bir yana öldükten sonra dirilmeyi ve amellere karşılık cezayı temelinden inkâr ediyordunuz." Burada mü'mine bir uyarı vardır. Mü'min bilmelidir ki, hangi halde ve durumda olursa olsun mutlaka bir gözetleyeni vardır ve nerede bulunursa bulunsun Allahü teâlâ onunla beraberdir. Âlimin biri şöyle der: ”Günah işlerken organlarının aleyhine şahitlik edeceğini hatırlamayan kimse günaha cüret eder. Buna karşılık o fiili işlerken bunu hatırlayan kimseye belki Yüce Allah'ın koruması ve yardımı yetişir de onu günah işlemekten ahkoyarlar." Gizli günahlara dair yaptıklarınızdan çoğunu gizli gizli işlerken Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. Âhirette Yüce Allah'ın bunları ortaya çıkarmayacağını düşünüyordunuz. İşte bu sebeple yaptıklarınıza cüret ettiniz. Yüce Allah'ın ”çoğunu" ifadesini getirmesinin sebebi onların Allah hakkındaki besledikleri zandan dolayıdır. Çünkü onlar Allah'ın gizli değil, açık günahları bileceğini iddia ediyorlardı. İbn Mes'ud (radıyallahü anh) anlatıyor: ”Kabe'nin örtüsüne bürünmüş duruyordum. Birden içeriye üç kişi girdi. Bunlardan ikisi Sakîf kabilesinden, birisi Kureyşliydi, ya da ikisi Kureyşli, birisi Sakîf kabilesinden idi. Göbekleri çok yağlı kalpleri idrakten az nasipli kişiler idiler. İçlerinden birisi dedi ki,: 'Görüyor musunuz, Allahü teâlâ bizim söylediklerimizi işitiyormuş.' Bir diğeri: 'Eğer açıktan söylersek işitir, fakat gizli söylersek işitmez,' dedi ve ben bunları Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a anlatınca Allahü teâlâ: 'Yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz,' âyet-i kerimesini indirdi. (15) İşte o esnada anlatılan hüküm, bu şekilde inanan kâfirlere özel bir hüküm olacaktır." 15- Bu hadisi Tirmizî Abdullah b. Mes'ud'dan rivayet etmiştir. Hadisi Ahmet b. Hanbel Müsned'inde ve Müslim benzer ifadelerle nakletmişlerdir. Bkz. Muhtasaru Tefsiri ibn Kesir, 3/261. |
﴾ 22 ﴿