30Şüphesiz Allah'ın Rabliğini itiraf etmek, vahdaniyetini ikrar etmek için 'Rabbimiz Allah'tır' deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine Allahü teâlâ katından melekler iner. Bunlar karşılarına çıkan dinî ve dünyevî işlerde kalplerine ferahlık verirler. Duyacakları korkuyu ve üzüntüyü gönüllerine verecekleri ilhamla kendilerinden savuştururlar. Tıpkı kâfirlere kötü arkadaşlar musallat ederek kötü fiilleri süsledikleri gibi. Bu melekler yine ölüm esnasında, kabirde, tekrar dirilip kabirlerinden doğrulduklarında kendilerine müjdelerle inerler. Burada ”Rabbimiz Allah'tır," ifadesi ”Arkadaşım Zeyd'dir" cümlesinde olduğu gibi hasr ifade etmektedir. Yani Rabbimiz sadece Allah'tır demiş olmaktadırlar. ”Sonra dosdoğru yolda yürümeleri"nden maksat da Rabbimiz Allah'tır şeklindeki ikrarlarında sabit ve devamlı olmak, bu ikrarın gereği olarak ayaklarıyla ubudiyet yolunda kalben ve kalıp olarak yürümek, bu yolun dışma çıkmamaktır. Bu ”istikamet" kavramı içine, bütün ibadetlere ve itikada ölünceye kadar devamlı bir şekilde sarılmak da dahildir. İnsanın istikameti demek, doğru yoldan ayrılmaması demektir. Kişinin bütün faydanın ve zararın sadece Allah'tan geldiğini görmesi, Allah'tan başka hiç kimseden bir şey ummaması, O'ndan başka hiçbir şeyden korkmaması da istikamettendir. Süfyan b. Abdullah es-Sakafî'den rivayet olunur: ”Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a dedim ki,: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bana yapışacak olduğum bir şey söyler misiniz?' Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: 'De ki,: Rabbim Allah'tır, sonra dosdoğru ol.' Rasûlüllah'a tekrar sordum: 'Benim hakkımda korkmuş olduğunuz en kötü şey nedir?' Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendi dilini tuttu ve: 'Budur.' buyurdu." (17) 17- Hadisi Ahmed b. Hanbel, Tirmizî, Nesaî, İbn Mâce rivayet ederler. İbn Mâce'nin lâfzı şöyledir: ”De ki,: İman ettim, sonra dosdoğru ol." Bkz. el-Fethu’l-Kebîr, 2/300. Hasan-ı Basrî bu âyet-i kerimeyi okuduğunda derdi ki,: ”Ya Rabbi! Sen bizim Rabbimizsin, bize istikameti nasip eyle." Onlara: Âhirette karşılaşacağınız şeylerden 'korkmayın, onları kötü görmeyin. Çünkü korku, bir üzüntü olup istenmeyen bir şeyin beklentisi içinde olmakla insana gelir. Geriye bıraktığınız aile fertleriniz ve çocuklarınız hakkında üzülmeyin, Çünkü Allahu teâlâ onların yerine bedel olarak size daha hayırlısını nasip eder ve cennette bundan daha çoğunu ve güzelini verir. Sizleri Müslüman olan aile fertleriniz ve çocuklarınızla biraraya getirir. Dünyada iken peygamberlerin diliyle size vaadolunan cennetle sevinin' derler. Bu müjde, onların üç noktada verecekleri müjdelerden birisidir. Sabit der ki,: ”Bize anlatıldığına göre kıyamet günü yeryüzü yarılıp da insanoğlu dirildiğinde mü'min, başucunda dikilmiş olan iki koruyucu meleğe bakacaktır. Bunlar kendisine: 'Korkma, üzülme, sana vaadolunan cennetle sevin. Çünkü bugün sen, benzerini asla göremeyeceğin şeyler göreceksin. Bugün asla korkma, çünkü bu korkunç şeyler senden başkası için murad olunmuştur,' diyeceklerdir." |
﴾ 30 ﴿