14Şüphesiz ki, biz Rabbimize döneceğiz,' diyesiniz. Ölümle döneceğiz demektir. Burada, sefer halindeyken yolcunun temas halinde bulunduğu şeyi düşünmesinin, üzerinde bir hak olduğunu hatırlatma vardır. Böylece yolcu bundan, Allahü teâlâ katına intikal olan büyük yolculuğu hatırlar ve bütün işlerini bu yolculuktaki yaptığı gözlem üzerine bina eder. Başka bir şey düşünmez ve ona ters düşen şeyleri terk eder. Yolculuğun zaruretinden olarak; bir vasıtaya binip yola çıkmasının hac, akrabayı ziyaret, ilim talebi gibi meşru bir iş için olması gerekir. Aynı zamanda yolculuğun bazı tehlikeleri ve korkulu yönleri de vardır. Hayvana binen yolcunun, hayvanın tökezlemesi veya azgınlaşıp, hırçınlaşmasından emin olmayıp bu şekilde helak olması; gemiye binenin de, geminin parçalanmasından, alabora olmasından, dolayısıyla boğulup ölmesinden emin olmaması gibi. Bundan dolayı yolcunun bir lâhza da olsa Allah (celle celalühü)'dan gafil olmayıp, O'nun huzuruna çıkmaya hazırlıklı olması gerektiği gibi, ölümün kendisine terliğinin bağından daha yakın olduğunu ve teneffüs ettiği her nefesinin de son nefes olabileceğinin idrakinde olması gerekir. Ebu Rabiâ'nın oğlu Ali'den rivayet olunduğuna göre: ”O Ali (radıyallahü anh)'yi binerken gördü, Ali (radıyallahü anh), binmek için ayağını koyduğunda: ”Bismillah (Allah'ın adıyla)" dedi. Bineğe çıkıp yerleştiğinde: ”Elhamdülillah (Bütün hamdler Allah'adır)" dedi. Sonra da: ”Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis edriz. Yoksa biz buna güç yetiremezdik. Şüphesiz ki, biz Rahibimize döneceğiz." ( Zuhruf: 13-14) dedi. Sonra üç defa hamdetti, üç defa tekbir getirdi, sonra: ”Sen'den başka ibadete lâyık yoktur. Ben nefsime zulmettim, beni affet! Zira Sen'den başka günahları affedici yoktur." dedi ve sonra güldü. Kendisine: ”Ey mü'minlerin emiri! Seni ne güldürüyor?" denildiğinde şöyle dedi: ”Ben Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizi böyle yaptığım gibi yaptığını ve söylediğim gibi söylediğini, sonra da güldüğünü gördüm." Biz de: ”Ey Allah'ın peygamberi! Niçin güldün?" diye sorduğumuzda şöyle buyurdu: ”Rabbimiz azze ve celle kulu: ”Senden başka ibadete lâyık yoktur. Ben nefsime zulmettim, beni affet, zira Senden başka günahları affedici yoktur," dediğinde sevinir ve şöyle buyurur: ”Kulum Benden başka hiçbir varlığın günahları affedemeyeceğini bildi." (1) |
﴾ 14 ﴿