49

(Ve deyin ki,:) 'Tat bakalım. Bu alçaltıcı, rüsvay edici azabı tat bakalım.

Hani sen (kendince) kavminin yanında

üstündün, şerefliydin! Yani ona bu sözleri, kendini üstün ve şerefli sanmasına binaen, alay edip, başına kakarak söyleyin. Ki, bunun anlamı da onun alçak ve zelil olduğudur.

Nakledildiğine göre Ebû Cehil Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a şöyle dedi: ”Mekke'nin iki dağı arasında benden daha üstün ve şerefli kimse yoktur. Allah'a yemin olsun ki, senin de, Rabbinin de bana bir şey yapmaya gücü yetmez."

İşte âyet ona ve onun gibilerine tehdit olarak inmiştir. Şaşılacak bir tavırdır ki,; Ebû Cehil, Allah'ı yüceltmek için O'nun adına yemin ediyor, sonra da O'nun gücünü, kudretini inkâr ediyor. Halbuki Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) O'ndan başka hiçbir ilâha duada bulunmuyordu. Söylenilen bu söz, küfrün şaşkınlığından, cahilliğin ve enaniyet taassubunun sonucundadır. Nitekim gene onlar: ”...Gökten üzerimize taş yağdır" demişlerdi. (Enfâl: 32)

Ayetteki ”tat" sözcüğünde, onun dünyada da azap gördüğünü ancak gaflet uykusundan, perdenin yoğunluğundan, azabın acısını tadamadığma işaret vardır. Ama öldüğünde uyanacak, kendi nefsine yaptığı zulmün acısını tadacaktır.

49 ﴿