59

Artık sen gözetle. Artık sen onların başına gelecek olan kaderlerini bekle. Çünkü bunları görmekte inananlara ibret, müttakîlere öğüt vardır.

Şüphesiz onlar da gözetlemektedirler. Onlar senin başına felâketlerin gelmesini beklemektedirler. Fakat bu sana zarar vermez. Çok yakında sennin ümitlerin tahakkuk edecek, onların ümitleri ise boşa çıkacaktır. Yahut, sen sevabı bekle, onlar ise cezayı beklemektedirler. Çünkü kötülük eden işlediği kötülüğün cezasını bekler. Âyette birçok faydalar vardır:

Bunlardan birincisi; Allahü teâlâ 'nın Kuranın kolaylaştırıldığını açıklamasıdır. Kolaylaştırma zorlaştırmanın tersidir. Diğer bir âyette şöyle buyurulmuştur: ”Doğrusu biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz. ” (Müzzemmil: 5) İki âyetin arasında görünüşte tezatlık vardır. Cevabı şöyledir: Kur'an diller için kolay, mükelleflere zor gelen sorumluluklar kapsaması açısından ağırdır. Şüphesiz ki dille okumak, yaşamaktan daha kolaydır. Bununla ilgili bir espiri anlatılır: Zenginlerden birisinin oğlu hastalanır. Ona; kurban kes, böylece belki Allah oğluna şifa verir, derler. O da: Hayır, Kur'an okuyacağım, der. Bazı arifler bunun üzerine şöyle der: ”Kur'an'ı seçmesi onun dilinde olmasından, kurbanı kesmekten yüz çevirmesi de kalbinde olmasındandır. Çünkü mal sevgisi kalpte yerleşmiş olup çıkartılması zordur.

İkinci fayda: Allahu teâlâ ”senin dilinle" buyurdu. Bununla sözünü onlara eğer vasıtasız olarak duyursaydı, dayanamayıp hepsinin öleceğine işaret etmiştir.

Cafer es-Sıddık (radıyallahü anh) şöyle dedi: ”Eğer kolaylaştırılmasaydı, yaratıklardan hiçbiri, Kur'an'dan bir harfi bile okumaya güç yetiremezlerdi. Zira o ezelî ve ebedî olan Allah'ın kelâmıdır, buna nasıl güç yetirebilsinler?"

İbn-i A'ta'da şöyle dedi: ”Kullarından dilediğinin diline okunması kolaylaştırılmış olup, bir an bile onu okumaktan usanmazlar, kullarından dilediğine de onu okuma kapısı kapatılmış olup, bir an bile onu hatırlayamazlar."

Üçüncü fayda: Bazı Mu'tezilîler ”düşünüp ibret alsınlar" sözünü, Allah'ın bütün herkesten imanı istediğine, hiçbir kimseden küfrü istemediğine delil olarak kullanmışlardır. Kendilerine şöyle cevap verilmiştir: ”Düşünüp ibret alsınlar" sözü sebep ifade etmektedir. Mânâ: Kavmin onu anlayıp ibret almasını istedi, olur. Veya düşünüp ibret almaları, öğüt almaları sonra da onlardan azap kaldırıldıktan sonra vaad ettikleri imanı yerine getirmeleri için kolaylaştırılmıştır. Mutezilenin yaptığı gibi dilemek şeklinde mânâ verilmesi yanlıştır. Çünkü dilemek, kesinlikle dilenen şeyin olmasını gerektirir.

Dördüncü fayda: Hadiste vârid olduğu gibi, ferahlığı, kurtuluşu beklemek ibadettir. Çünkü bu imandandır.

Bu sûrenin fazileti hakkında sahih hadisler gelmiştir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: ”Kim Cuma gecesi Hâ. Mîm. Duhân sûresini okursa affolunmuş olarak sabahlar."0' Gene Peygamberimizden (sallallahü aleyhi ve sellem): ”Kim bir gecede Duhân suresini okursa, yetmiş bin melek sabaha kadar onun için af diler, ”(8) buyurduğu rivayet edilmiştir. Bu iki hadisi Ebû Hureyre (radıyallahü anh) rivayet etmiştir.

Birincisini Tirmizî nakletmiştir. Ebû Ümâme (radıyallahü anh) şöyle dedi: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın şöyle söylediğini işittim: ”Kim Hâ, Mîm, Duhân'ı Cuma gecesi veya Cuma günü okursa Allah ona cennette bir ev bina eder." Ev, geceleyin insanın sığınağı olduğundan, Kuran okumakta da genellikle istirahatı terkederek gecenin ihyası gerçekleştiğinden, sanki cennette evin bina edilmesi, istirahatı terketme pahasına geceleyin yapılan okumanın karşılığı olmuştur. Böylece mükâfatda yapılan amelin cinsinden verilmiş olmaktadır. Hadiste geçen ”Cuma günü okumak" geceye yorumlanmıştır.

Rızasını kazanmaya, âyetlerini okumaya, beyanatlarının hakikati ile amel etmeye muvaffak kılan ancak Allah'tır. İnayetine lâyık olanlara yardım eden de O'dur.

Allahu teâlâ'nın yardımıyla Duhân Sûresi'nin tefsiri tamamlanmıştır.

59 ﴿