11İnkâr edenler, Mekkeli kâfirler aşırı kibirliliklerinden dolayı inananlar için dediler ki: Bu söz karşılıklı konuşma şeklinde değildir. Nitekim ”ona ulaşmada onlar bizi geçemezlerdi" denilmiştir. 'Eğer o Hazret-i Muhammed'in getirdiği Kur'an ve din hayır hak olsaydı, ona ulaşmada onlar bizi geçemezlerdi.' Şüphesiz yüce işler, düşük kişilerin ellerinin ulaşabileceği şeyler değillerdir. Onlar, fakirler, yabancılar ve çobanlardır. Onlar bu sözü, dînî liderliğin, dünyevî sebeplerle ulaşılabilen şeylerden olduğu zannıyla söylemişlerdir. Oysa o, nefsânî kemâlât ve rûhânî melekelerle elde edilir. Kaynağı da, aşağılık dünyanın yaldızlarından yüz çevirmek, tümüyle âhirete yönelmektir. Şüphesiz onu elde eden, tümüyle elde eder. Mahrum olan için de, ondan hiçbir nasip yoktur. Ben fakir derim ki: Böyle bir yerde en uygunu şöyle denilmesidir: ”Şüphesiz dînî liderlik Allah'ın fazlıdır. Onu dilediğine, Metsiz ve sebepsiz, verir. Kabiliyet de Allah'ın bir vergi sidir." Onlar bununla, Kur'an'la, iman ehlinin hidayet bulduğu gibi hidayeti kabul etmedikleri için dediklerini dediler. Müslümanların hayırlı olamıyacaklarını söylemekle yetinmeyecekler: 'Bu Kur'an eski bir yalandır' diyecekler. Nitekim onun için ”bu eskilerin uydurmasıdır" (En'am:25) da diyorlardı. Onlar Kuranın özünü bilemediler ve O'na düşman kesildiler. Çünkü insanlar, bilmediklerine düşmandırlar. Hasta olan tatlı suya, acı der. Şüphesiz onların bu tavrı, katıksız bir sapıklık ve cehalettir. Böyle diyeceklerine, hidayet veren Allah'tan hidayet istemeliydiler. |
﴾ 11 ﴿