16

İşte bunlar... Maksat, insandır. Tüm insan cinsi kastedildiği için çoğul kullanılmıştır. ”Anılan bu üstün niteliklerle nitelenenler" demektir. İster vacip olsun ister nıendûb

yaptıklarının en güzelini kabul edeceğimiz...

Mubahlar iyi olsa da bu hükmün altına girmezler, karşılığında sevap verilmez.

Bir başka görüşe göre: ”En iyi" anlamındaki ”ahsen" kelimesinin, ”yaptıkları" anlamındaki ”mâ arniliî'ye izafesi, sıfatın mevsûfuna (niteleyenin nitelenene) izafesi kabilindendir. O zaman mânâ, ”güzel amellerini kabul edeceğimiz..." şeklinde anlaşılır.

Bu ifade, kulların ”iyi amellerinin" kabul edilmeyeceğine delâlet etmez. Aksine onların tüm amellerinin Allah katında fazlı gereği ”en iyi" olduğuna işarat eder.

ve işledikleri

günahlarından tövbe etmeden

vazgeçeceğimiz... yani onlar, o günahları yüzünden cezalandırılmazlar.

Hasan-ı Basrî (radıyallahü anh) şöyle der: ”Günah işleyen, karşılığını görür. Bu, Allah (celle celalühü)'ın, aşağılamak istediği kişiler içindir. İkram etmek istediklerinin günahlarından ise vazgeçer."

Cennetlikler arasında olan kimselerdir. Yani onlar, cennet ehli arasında ve onların yolunda düzenlenmiş bir haldedirler.

(Bu) onların peygamberlerin diliyle

vaadolundukları dosdoğru bir söz vermedir. Bu vaad; Allah'ın, ”amellerini kabul ederiz, günahlarından vazgeçeriz..." şeklindeki vaadidir. Bu, Allah'tan onlara bir ihsan ve ikram sözüdür.

Âyet-i kerime işaret ediyor ki, ana-baba çocuğunu terbiye ettiği, besleyip büyüttüğü için, onların hakkına riayet edip saygı göstermek gerekir. Allah'ın hakkına riayet edip O'na saygı göstermek ise daha önce gelir. Çünkü Allah'ın kulu üzerindeki hakkı, Rablik (ilâhiık) hakkıdır. Onu var eden Allah'tır.

Ulemâdan birisi de şöyle demiştir: ”Âyet delâlet ediyor ki: Anne hakkı daha büyüktür. Çünkü Allah ebeveyni birlikte anmış, sonra anneyi özellikle zikretmiştir. Çocuğu sebebiyle onun katlandığı birçok meşakkati beyan etmiş, hamileliği, doğurması ve emzirmesi esnasında karşılaştığı zorlukları belirtmiştir. ”

"Fethurrahman" adındaki eserde şöyle denilmektedir: ”Allah (celle celalühü) evlâtlara, annelerinin yaptığı iyilik ve hizmetleri saymışır. Bu âyette, anne dört kez, baba ise bir defa anılmıştır. ”Ana babasına" sözünde ikisini birlikte zikretmiş sonra anneyi, çocuğu taşıma, doğurma ve emzirme -ki bunu ”sütten kesme" sözüyle ifadelendirmiştir- kelimeleri ile anmıştır."

Bu izah, Rasûlüllah'm; iyiliğin dörtte üçünün anneye, dörtte birinin babaya ayrıldığını bildirdiği hadisine uygun düşmektedir. Bir adam: ”Yâ Rasûlallah! Ben kime iyilik edeyim?" demiş. Efendimiz: ”Annene" buyurmuş. Adam: ”Sonra kime?" demiş. Rasûlüllah: ”Annene" demiş. Adam tekrar: ”Sonra kime?" demiş, Rasûlüllah yine ”Annene" buyurmuş. Adam dördüncü kez ”Sonra kime?" deyince Allah Rasûlü: ”Babana" karşılığını vermiştir. (2)

2- Hadisi, Ebû Davud ve Tirmizî tahrîc ettiler. Buradaki söz Tirmizi'nin...

Evliyadan birisi olan İbrahim el- Havvâs şöyle der: ”İsrâiloğullarının Tin denilen mıntıkasında idim. Aniden benimle birlikte yürüyen bir adam gördüm, şaşırdım. Sonra bana, onun Hızır (aleyhisselâm) olduğu ilham edildi. Kendisine: -'Allah hakkı için söyle, sen kimsin?' dedim. O: 'Ben, kardeşin Hızır'ım' dedi. Sonra: 'Sana bir şey sormak istiyorum,' dedim. O da: 'Sor,' dedi. Sonra ben: 'Şafiî hakkında ne dersin?' deyince buna cevaben: 'O, cihanın direklerindendir,' dedi. Yine ben: İmâmu's-sünne (Sünnet bilgini) Ahmed b. Hanbel hakkında ne dersin?' diye sordum. O: 'O, sıddîk bir adamdır,' dedi. Sonra ben: 'Bişr b. el-Hâris için ne dersin?' diye sorunca: 'Kendisinden sonra eşi gelmeyecek birisi,' cevabını verdi. Ben yine: 'Seni ben hangi vesileyle gördüm?' diye sordum. O: 'Annene karşı olan iyi muamelenle,' cevabını verdi."

Bir adam savaşa gitmek konusunda Hazret-i Peygamber'e danışmak için efendimiz'in yanına geldi. Efendimiz adama: ”Annen var mı?" diye sordu. Adam: ”Evet" dedi. Rasûlüllah: ”Öyleyse ondan ayrılma. Şüphesiz cennet onların ayakları altındadır," buyurdu.

16 ﴿