30Kavimlerine döndüklerinde: Şöyle dediler: 'Ey Kavmimiz! Kuşkusuz biz, Mûsa'dan sonra indirilen ve kendisinden öncekileri tasdik eden, yani tevhide ve tasdike davette, peygamberlik ve âhıretin hakikatinde, ahlâkı temizlemek ve benzerî şeylerde Tevrat'a ve diğer ilâhî kitaplara tıpa tıp uyan hakka doğru inançlara ve doğru yola ileten hiçbir eğri yönü olmayan -ki o şerîat ve sâlih amellerdir- bir kitap dinledik. Âyette cinlerin: ” Mûsa'dan sonra" demeleri; onların önce Yahûdî iken sonra Müslüman olmalarından dolayıdır. Denilmiştir ki, bu, Varaka b. Nevfel'in Cebrail için: ”Bu, Allah'ın Mûsa'ya indirdiği namustur," demesine benzer. Doğru izanda budur. Varaka hakkında şöyle demişlerdir: ”O Hristiyan olduğu halde Hazret-i Mûsa'yı andı. Buna sebep, Hazret-i Muhammed'in peygamberliğini kesin bir dille ifade etme isteğidir. Çünkü Cebrail'in Hazret-i Mûsa'ya indiği konusunda Yahudiler ile Hristiyanlar arasında görüş birliği vardır. Hazret-i İsa'ya indiği konusunda ise aynı ittifak mevcut değildir. Çünkü Yahudiler onun peygamberliğini kabul etmiyorlardı. Varakanın böyle demesinin sebebi olarak şu ihtimal de ileri sürülmüştür: Hristiyanlar, Tevrat hükümlerine tâbi oluyorlar, ona müracat ediyorlardı. Ya da, Hazret-i İsa'nın şeriatı, Hazret-i Mûsa'nın şeriatını tasdik edici idi, onu neshedici değildi. Tevrat, kendisinden önceki kitapların aksine, kanunlar ve hükümler içeren ilk kitaptır. Öncekilerse sadece Allah'a imanı ve onu bir tanımayı içermekte idiler. Bu yüzden onlara ”suhuf=sahifeler" denilmiştir. Onlara ”kitap" denilmesi mecaz yoluyladır. Kur'an-ı Kerim de ahkâm ve kanunları içerdiğine göre, ilâhî kitapların tümü bu iki kitabın; Kur'an ve Tevrat'ın hükmünde oldular. Bu yüzden, Hazret-i Mûsa'yı özellikle zikrettiler. Bu ifadede, iki kitabın şeref ve yüceliğine işaret edilmiştir. |
﴾ 30 ﴿