32Kim Allah'ın davetçisine uymazsa (bilsin ki) yeryüzünde kaçıp kurtularak (Allah'ı) âciz bırakacak değildir. Yeryüzünün köşelerine kaçsa, çukurlarına girse bile kurtulamaz. Onun, Allah'tan başka dostları yoktur. Bu, kendi kendine kurtuluşunun imkânsızlığının belirtilmesinden sonra, başkaları vasıtasıyla kurtulmanın da imkânsız olduğunun beyanıdır. Onlar davetçiye uymamakla nitelenenler, apaçık bir sapıklık içindedirler. Sapıklık içinde oldukları, kimseye gizli değildir. Çünkü, durumu böyle olanı kabulden imtina etmişlerdir. Bir hadisi şerifte şöyle buyrulur: ”Dün gece, benimle melekler arasında geçeni size haber vereyim mi? Benim başımın ve ayaklarımın yanında,-sağımda solumda durup hatırımı sordular. Dediler ki: 'Ey Muhammed! Gözlerin uyuyor, kalbin uyumuyor. Dediğimizi anla.' Birisi: 'Muhammed için bir temsil getirin, dedi. Bir başkası şu temsili getirdi: 'Muhammed'in durumu, ev yapıp, davet edecek davetçi gönderen bir adama benzer. Kim davetçiye uyarsa eve girer, oradakilerden yer. Davetçiye uymayan, eve girmez ve evdekilerden yemez, işte Muhammed davetcidir. Kim ona uyarsa cennete girer. Uymayansa cennete giremez ve oradakilerden yiyemez." (9) 9- Bu, Tirmizî'nin ”emsal" de rivayet ettiği uzunca bir hadisin bir bölümüdür. Ahmed b. Hanbel de Müsnedde, 3788 numarada tahric etmiştir. Buhârî'deki lâfzı şöyledir: ”Rasûlüllah uyurken, melekler kendisine geldiler. Bir kısım 'O uyuyor' dedi. Bir kısmı, 'gözler uyuyor, kalp uyanık' dedi..." Bkz. Câmiu'l-Usûl, 8/541. Âyet açıkça işaret etmektedir ki, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tüm insanlara ve cinlere gönderilmiştir. Ondan önce hiçbir peygamber bu iki guruba gönderilmemişti. Süleyman (aleyhisselâm) da cinlere gönderilmemişti. Ama cinler onun emrine verilmişlerdi. Sahih olan şu ki, sevap işleme ve cezalandırılma bakımından cinler de aynen insanlar gibidirler. Çünkü onlar gibi mükelleftirler. Bu sûredeki: ”Herkesin yaptıklarına göre mertebeleri vardır,"(Ahkâf: 19) lâfzı celîli buna delâlet eder. |
﴾ 32 ﴿