38

Gerçekten hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.

Yani birisinin cezadan kurtulması için, başka biri onun günahı ile sorumlu tutulmaz. Âyetteki ”yüklenmek" anlamı, ”vezaret" ten türeyen bir kelime ile ifade edilmiştir. Bundan maksat yüklenilmesi, taşınması beklenen günahtır. Yüklenilen, taşınan ağırlık değildir. Öyle olsaydı: ”Lâ tahmilü Fârigatün vizra uhra: Boş bir nefis, başka bir nefsin yükünü taşımaz," denilirdi. Çünkü kendi yükünü taşıyan birisi, bir de başkasının yükünü taşıyamaz.

Bu ifade, Velid b. Muğire'nin günahına kefil olanın sözünün batıllığını göstermektedir. Bu hüküm: ”İsrail oğullarına şöyle yazmıştık: Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir..." (Mâide: 32) âyetine zıt değildir. Çünkü bunun anlamı, diğer katillerin günahlarının da doğrudan onun üzerine olacağı değildir. Maksat ona yasak olan adam öldürme fiilini işlemesinin günahından fazla olarak, başkalarının öldürmelerine sebep olma ve delâlet etme günahının da yükleneceğini ifadedir. Bu her iki günah da onun kendi günahlarındandır. Dolayısıyla o sadece kendi günahını yüklenmiştir. Hazret-i Peygamber'in şu hadisi de bu kabildendir: ”Kim kötü bir çığır açarsa onun günahı ve kıyamete kadar onu işleyenlerin günahı kendisinedir."

Şüphesiz o, kendi günahı olan saptırmanın günahıdır.

38 ﴿