43

Ve şüphesiz güldüren de, ağlatan da sadece

O'dur. ”Dahk"; sevinçten yüzün yayılması, dişlerin açılmasıdır. Gülme esnasında dişler göründüğü için ön dişlere ”davâhık" denilir. Ağlamak anlamına gelen ”bükâ" da, iç yanması ve kederden yaş akmasıdır. Mana şudur: Allah insandaki ağlama ve gülme kuvvetlerini yarattı. Gülüş ve ağlayış ondan kaynaklanır ama insan bu gücün mahiyetini bilmez. Ya da ağlamak ve gülmek, sevinç ve kederden kinayedir. Sanki ”O sevindirdi ve üzdü," denilmiştir. Çünkü sevinç gülmeyi, keder de ağlamayı celbeder.

Hazret-i Ömer'e: ”Rasûlüllah'ın ashabı ağlar mıydı?" diye sordular. ”Evet, Allah ve iman onların gönüllerinde sabit dağlardan daha köklüdür," karşılığını verdi.

Simâk b. Harbin şöyle dediği rivayet edildi: Cabir b. Semure'ye: ”Sen Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'le birlikte oturur muydun?" dedim. ”Evet, sahabîleri onunla otururlar, şiir söylerler, cahiliye dönemine ait şeyleri hatırlarlar ve gülerlerdi. Onlar güldüğünde Hazret-i Peygamber de onlarla birlikte gülümserdi," diye cevap verdi.

43 ﴿