20

O rüzgâr,

insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi söküp yere seriyordu. Rivayet olunduğuna göre Âd kavmi bu rüzgârdan korunmak için vadilere, kanallara girerler, birbirlerine sımsıkı yapışırlardı fakat rüzgâr onları sığındıkları oralardan çekip söker ve cansız yere sererdi. Mukâtil'in ifadesine göre rüzgâr onların ruhlarını cesetlerinden çeker alırdı.

es-Süheylî der ki: ”Bu rüzgâr, mağaraya ya da ine sığınmış olan Âd kavminden bir tek ferdin sağ kalmaması için yedi gece sekiz gün devam etmiştir. Ve sonunda herhangi bir yere sığınmamış, dışarıda kalanların tamamını helak ettiği gibi, evlerine sığınmış olanları evlerinden çekip almış, ya da evlerini başlarına geçirmiştir. Mağaralara ve inlerde sığınmış olanları da aç ve susuz kalmaya mecbur bırakarak helak etmiştir. Bu sebeple Yüce Allah: ”Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun?" (Hakka: 8) buyurmaktadır. Yani bu sekiz günden sonra onlardan arda kalan herhangi bir kimse görmen mümkün müdür?"

Yüce Allah'ın bu âyette ”sökülmüş hurma kütükleri gibi söküp yere seriyordu" ifadesiyle belirtmek istediği şudur: Yerin dibine doğru kök salan hurma ağacı nasıl köküyle ordan sökülüyorsa işte Âd kavmi de aynı şekilde söküldüler. Artık kendilerinden bir iz de, bir harab olmuş bir eser de kalmamıştır. Buna göre âyetin manası: ”O rüzgâr insanları kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküp yere seriyordu" demek olur.

Bazı âlimlere göre Âd kavmi, dalları olmayan hurma kütüklerine benzetilmişlerdir. Çünkü rüzgâr o ağaçların başlarını koparmış ve geriye başsız cesetler ve cüsseler kalmıştır.

Başka bazı âlimlere göre rüzgâr, Âd kavmini sökmüş, tepelerinin üstüne yere çalmış, omuzları üstüne baş aşağıya yere dikmiş, başları vücutlarından kopmuştur.

Âyet-i kerimede Âd kavminin kökünden sökülmüş hurma kütüklerine benzetilmesi, onların kuvvetlerine ve yeryüzüne nasıl da sımsıkı yapıştıklarına işarettir. Sanki onlar güçlü kuvvetli ve iriyarı olmaları nedeniyle ayaklarını, yere dikip batırmakta, böylece esen rüzgâra karşı mukavemet etmeye çalışmaktadırlar. Sonra söz konusu rüzgâr onları yere yıktığı zaman sanki, kökünden sökülmüş hurma kütüklerini sökmüş gibi olmuştur.

Ebu'l-Leys der ki: ”Rüzgâr onları yere çaldı, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yüzleri üstüne yere serdi. Yüce Allah, onları boyları uzun oldukları için düşmüş ve yere yıkılmış hurma kütüğüne benzetmiştir."

Mukâtil'e göre, Âd kavminin her bir ferdinin boyu on iki arşın idi. el-Kelbî'nin rivayetine göre her bir ferdin boyu yetmiş arşın idi.

Hûd (aleyhisselâm), kendilerine bir rüzgârın geleceğinden söz edince onu alaya almışlar ve boş bir araziye çıkarak ayaklarıyla yere vurmuşlar, ayaklarını dizkapaklarının yakınına kadar yere gömmüşler ve demişlerdir ki: ”O rüzgâra söyle bizi burdan söküp kaldırsın." Sonra rüzgâr gelmiş, yerin altından girerek iki kişiyi birden havaya kaldırmış, sonra birini diğerine çarpmış, ardından her ikisini birden yere çalmıştır. Kalanlar ise, sıra kendilerine gelinceye kadar rüzgârın havaya kaldırdığı o iki kişiye bakakalmışlardır. Sonra sıra kendilerine de gelmiş, aynı âkibete uğramışlar rüzgâr onların hepsinin üzerine kum ve toprak atmış ve toprağın altından iniltileri duyulmaya başlanmıştır.

20 ﴿