29Bunun üzerine arkadaşlarını çağırdılar. Arkadaşları Kudar b. Sâlif ismindeki bir zattır. Bu zat, Semûd kavminin uğursuz bir ferdidir. Bu sebeple Araplar, kasaplık yapan kimseye bu Kudar b. Sâlife benzetmek için ”kudar" diye isim verirler. Çünkü biraz sonra geleceği üzere bu mucize deveyi kesen Kudar idi. Kudar, kısa boylu, şerli, mavi gözlü, kumral, kırmızı yüzlü bir kimse idi. Kendisine hakaret olsun diye ”uhaymir" kırmızıcık lâkabını vermişlerdi. Keşfu'l-Esrar ' daki şu satırları görüyoruz: ”Kudar b. Sâlife Semûd'un kırmızısı denirdi. Rivayete göre Kudar b. Sâlif, Âd'dan yani öbür Âd kavminden ki bunlar İrem oluyorlar, onlardan daha uğursuz idi. Araplar, kıyamete kadar İrem'i uğursuz saymışlardır." O da (kılıcını) kaptı ve (deveyi) kesti. Arapçada ”akaral baire ve'l-ferese bi's-seyfi fen'akara" denilir ki, bunun manası kılıcıyla devenin ayaklarına vurdu demektir. Bu fiilin Arapçadaki babı ”darabe"dir. Manası ise, kendi arkadaşlarından olan Kudar, bu büyük işi tehlikesine ve büyüklüğüne aldırmaksızın yapmaya cesaret etti ve deveyi kesti, demektir. Âyet metninde geçen ”Arkadaşlarını çağırdılar" ifadesinin anlamı şöyledir: Arkadaşlarını devenin geldiği ve onun gizlendiği yere yaklaştığı yolunda uyardılar ya da Kudar deveye kötülük etmeye yönelince ondan korktu ve bunun üzerine arkadaşları kendisine seslenerek onu cesaretlendirdiler veya Kudar, deveye bir ok attıktan sonra Mısda' ona seslenerek: ”Deve önünde!.. Vur onu!" diye bağırdı ve o da deveyi vurdu. |
﴾ 29 ﴿