37Onlar onun, Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmak istemişlerdi. Âyet metninde geçen ”râvedû" fiilinin mastarı olan ”muravede" kelimesi, herhangi bir şeyi isteme noktasında bir kimsenin bir başkasıyla fikir münakaşası yapması, taraflardan birinin isteğinin ötekinin isteğinden başka olması demektir ki, bu kelimenin ne anlama geldiğini etimolojik yönden Yusuf Sûresinde açıklamıştık. Buna göre âyetin manası şöyle olur: Yemin olsun ki onlar Lût (aleyhisselâm)'dan kendisine gelen misafirlerin kendilerine teslim edilmesini istemişlerdi. Oysa bu misafirler birer delikanlı suretinde görünen meleklerdi ve aralarında Cebrail de bulunuyordu. İşte Lût kavmi, o misafirlerin birer insan olduklarını zannederek onlara kötü fiilde bulunmak istemişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ettik. Âyet metninde geçen ”tams" kelimesi, mahvetmek ve bir şeyi bütün izleriyle söküp kaybetmek, demektir. Buna göre mana, onların gözlerini sildik ve yüzün diğer kısımları gibi göz çukurundan herhangi bir iz kalmayacak şekilde gözlerini dümdüz ettik, demektir. Rivayet olunduğuna göre bunlar Lût (aleyhisselâm)'un evine ansızın girince Cebrail kendilerine şiddetli bir kanat darbesi vurmuş ve onları evin çıkış kapısını bulamaz körler gibi sağa sola debelenir hale getirmiş idi. Nihayet Lût (aleyhisselâm) onları evinden dışarı çıkarmıştı. Onlara meleklerin diliyle: 'Azabımı ve uyarılarımı tadın' (dedik.) Burada geçen azap kelimesinden maksat, gözlerinin kör edilmesidir. Çünkü uyarılmış oldukları azabm içinde gözlerinin kör edilmesi de vardır. |
﴾ 37 ﴿