30

Uzamış gölgeler. Yani uzamış kıs almayan, şafağın sökmesi ile güneşin doğması arasında olduğu gibi birbirinden farklılık göstermeyen gölgeler. Arapçada hiç kesilmeyen bir şeyi ifade etmek için âyet metninde geçen ”memdüd" kelimesi kullanılır. Hadis-i şerifte Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: ”Cennette öyle bir ağaç vardır ki, binitli bir kimse gölgesinde yüz yıl yürür de gölgesi kesilmez." (5)

5- Bu hadisi İmam Buharı, Red'ul-Halk bölümünde sıfatıı ehlîl-cenne kısmında, İmam Müslim, Tirmizî, benzer kelimelerle rivayet ederler. Cûmiu'I-Usıû, 10/503.

Keşfu'l-Esrar'da şöyle söylenir: ”Ayette yer alan gölge kelimesinin sırf muhafaza anlamına gelmesi de mümkündür. Meselâ Arapçada 'filanca filancanın gölgesindedir' denir ki manası onun koruması altında demektir. Çünkü cennette güneş yoktur ki, gölge olacağı da tasavvur olunsun."

Biz âcizane bu görüşe katılamıyoruz. Aksine bize göre oradaki gölgeden maksat: ”İnanıp iyi işler yapanları da içinde ebediyyen kalmak üzere girecekleri, altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır. Ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız." (Nisa: 57) âyetinde ifadesini bulduğu üzere rahat ve huzur demektir. Çünkü insan gölgede ancak istirahat etmek ve rahat bulmak için oturur.

Araplar kendi beldelerinde gölgenin az, güneşin hararetinin baskın olması sebebiyle gölgede oturmayı tercih ederlerdi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın şu hadisi de bu kabildendir: ”Sultan, yeryüzünde her mazlumun varıp sığınacak olduğu Yüce Allah'ın gölgesidir." (6) Yani her mazlum, devlet başkanı olan sultanın âdil davranması durumunda rahat eder ve huzur bulur. ”Allah onun gölgesini uzatsın" şeklindeki söz de bu kabildendir ki, bu sözün manası, Allah onun adaletinin ve şefkatinin gölgesini o derece uzatsın ki, istirahatın ve huzurun etkisi bütün herkese ulaşmış olsun, demektir.

6- Hadisi Deylemî Müsned-ü'l-Firdevs'te rivayet etmiştir. Bkz. el-Fethu'l-Kebîr, 2/171.

30 ﴿