36Kendileri birer kocakarı iken onları eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler kıldık. Âyet metninde yer alan ”ebkâr" kelimesi, bakire anlamına gelir. Bu kelime Arapçada ”bikr" kelimesinin çoğuludur. Kelimenin mastarı bekârettir. er-Râgıb der ki: ”Arapçada 'bukra demek, günün ilk saatleri demektir. Günün bu ilk saatleri diğer anlarından daha önce olduğu için bu kelimeden acele etme manası çıkarılmıştır. Her acelesi olan kimseyi ifade etmek için bu kelimeden türeme ”bekkera" fiili kullanılmıştır. Bekâreti giderilmemiş olan kadına ”bikr" denmesi, böyle olmayan yani dul olan kadına nisbetledir. Çünkü kadınların bakire olanı öncelikle tercih edilir." Bazı âlimlere göre ”onları.... bakireler kıldık" âyet-i kerimesi, bu kadınların dünya kadınları olduğuna işaret etmektedir. Çünkü kadınların dünyada bakire olarak yaratıldıkları malumdur ve onlar cennet hurilerinden daha üstün ve daha güzel olacaklardır. Çünkü dünya kadınları dünyada hurilerin aksine sâlih ameller işlemişlerdir. el-Hasen (radıyallahü anh)'den rivayet olunuyor: ”Âmiroğullarından ihtiyar bir kocakarı, Hazret-i Âişe'nin evinde Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'a rica eder: 'Ey Allah'ın rasûlü, Yüce Allah'a beni cennete koyması için duâ buyrunuz.' Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) cevap verir: 'Ey ümmü fidan, cennete kocakarılar giremez: Kocakarı ağlaya ağlaya geri döner. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): 'Ona haber veriniz kendisi o gün ihtiyar kocakarı olmayacaktır,' buyurur.(7) Sonra Rasûlüllah bu âyet-i kerimeyi okur. Âyet metninde yer alan ”urb" kelimesi, ”arub" kelimesinin çoğuludur. Manası kocasına çok düşkün ve onun haklarını en güzel biçimde yerine getiren kadın demektir. Kelimenin türediği kök a'rebe olup açıkladı anlamına gelir. Buna göre arûb, kocasına olan sevgisini ifade eden nazlı ve güzel kadın, demektir. el-Mufredat'da kelime açıklanırken ”imraatun arubetun" ifadesini kullanır ve bunu, hali ve durumu ile iffetini ve kocasına sevgisini ifade eden kadın demektir, diye açıklar. Bazı tefsir kitaplarında bu âyet-i kerime, kelimenin başka bir mastardan türetilmesine muhtemel olması nedeniyle eşlerine düşkün değil de, sözleri ile sevgilerini beyan eden ve yaşıt bakireler kıldık, olarak ifade edilmiştir. Âyet metninde yer alan ”etrâh" kelimesi, ”tirh" kelimesinin çoğuludur. Bunun manası aynı günde doğan ve aynı yaşta olan demektir. Şu halde söz konusu kadınlar, otuz üç yaşında birbirlerine yaşları eşit olarak yaratılacaklardır. Kocaları da kendileri gibi olacaktır. Boyları, babaları Âdem'in boyuna denk olmak üzere altmış arşın olacaktır ve onlar tüysüz, gözleri sürmeli birer genç olarak yaratılacaklardır. En güzelleri ayın on dördündeki güzelliğinde birer ay parçası gibi olurken en sonuncusu da gökyüzündeki parlak yıldız gibi güzel olacaktır. Kocası, kendi yüzünü karısının yüz aynasında, karısı da kendi yüzünü kocasının yüzünde görecektir. Tükürme ve sümkürme gibi şeyler olmayacaktır. Ve bunun dışındaki kötü şeyler kendilerinden uzak olacaktır. |
﴾ 36 ﴿