46Büyük günah olan şirk üzerinde direnir dururlardı. Âyet metninde yer alan ”hins" kelimesini Araplar şöyle kullanırlar: ”Beleğel-ğulamu el-hinse" yani çocuk buluğ çağına erişti, günahından dolayı sorumlu tutulma vaktine erişti, demektir. Yine bu kelimeden türeme Araplar ”hanese fi yeminini" derler ki bunun manası, yemininde sadık kalmadı ve onu bozdu demektir. Bazı âlimlere göre ”hins" kelimesi, bu âyet-i kerimede yalan anlamına gelir. Çünkü: ”Onlar bütün güçleriyle: 'Allah ölen kimseyi tekrar diriltmez' diye Allah'a yemin ettiler..." (Nahl: 38) Âyet-i kerimesinin de ifade ettiği gibi şirk koştukları halde Allah'ın adına yemin ediyorlardı. Âcizane kanaatimize göre, Yüce Allah'ın şu ifadesi de buna işaret eder:Yüce Allah buyuruyor: ”Sonra siz ey sapıklar, yalanlayıcılar." (Vakıa: 51) Soldakilerin azabı anlatılırken sağdakilerin sevap sebepleri zikredilmeni iştir. Yani onlar daha önce Allah'a şükrederlerdi ve boyun eğerlerdi, denmemiştir. İşte bir grubun azabının sebebi belirtilirken öbür grubun sevabının sebebinin anlatılmamasının sebebi, bu sevabın Yüce Allah'ın ihsanından kaynaklandığına dikkatleri çekmek ve söz konusu sevabı, hiçbir itaatkârın taatı ve şükredenin şükrünün hak edemeyeceğine bir uyarı, Allah'ın vereceği cezanın ise âdil olduğuna dikkati çekmektir. Çünkü azaba uğrayan, çektiği cezanın sebebini bilmeyecek olursa zulme uğradığını, ortada bir zulüm olduğunu zannedebilir. |
﴾ 46 ﴿